Stockholm
11 Dec, Wednesday
3° C
TOP
h

Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi

Asya Kalkınma Bankası

2018’de Asya’da Ekonomik Entegrasyon: Asya Kalkınma Bankası Raporu

Asya Kalkınma Bankası (Asian Development Bank – ADB) Ekim 2018’de  2018 yılı Asya Ekonomik Entegrasyon Raporu’nu yayınlamıştır. Rapor, aşağıda sıralanan yedi ana bölüm ve istatistiklerin bulunduğu bir ekten oluşmaktadır:

  • Bölgesel Ekonomik Görünüm ve Kalkınmanın Önündeki Zorluklar
  • Ticaret ve Küresel Değer Zinciri
  • Doğrudan Yabancı Yatırımı
  • Mali Entegrasyon
  • İnsan Hareketliliği
  • Alt Bölgesel İşbirliği Girişimleri
  • Asya ve Pasifikte Bölgesel Kamu Mallarının Optimal Hazırlanmasına Doğru

Görüldüğü gibi raporun beşinci bölümü Asya kıtasındaki insan hareketliliklerine dikkat çekmektedir. Bu bölümde konuya ilişkin istatistiki verilere yer verilmiştir. Bu kapsamda, uluslararası göçmen sayısının 2017 yılında %4’lük bir artış göstererek 257,7 milyona ulaştığı dünyada, Asya’daki ülkelerin hala en büyük kaynak olmaya devam ettikleri vurgulanmıştır. Dünya üzerinde 86,9 milyon Asyalı göçmenin bulunduğu ve her üç göçmenden birinin Asya kökenli olduğunun belirtildiği raporda, kıtada en çok göç veren ülkeler olarak nüfus artışının hız kesmeden devam ettiği Hindistan (17 milyon), Çin (10 milyon) ve Bangladeş (7,5 milyon) sıralanmıştır. Öte yandan yükselen gelir düzeyi ve gelişen yaşam koşulları ile nüfusu yaşlanan ülkelerin iş gücü ihtiyacının artmaya devam ettiği de belirtilmiştir. Raporda Asya kaynaklı göçten en fazla etkilenen üç ülkenin Amerika Birleşik Devletleri (12,3 milyon), Suudi Arabistan (8,5 milyon), ve Rusya Federasyonu (6,8 milyon) olduğu ifade edilmiştir.

Rapora göre, bunların yanı sıra Asya kıtasının kendi içindeki hareketlilikte de artış gözlenmiştir. Buna göre, kıta içinde göç edenler incelendiğinde, Çin (5,2 milyon), Rusya Federasyonu (3,8 milyon) ve Bangladeş (3,7 milyon) en çok göç veren üç ülke olmuştur.. Kıta içinde en çok göç alan ilk üç ülke ise Avustralya (7,1 milyon), Hindistan (5,2 milyon) ve Kazakistan (3,6 milyon) olarak sıralanmıştır.

Raporun ele aldığı bir diğer konu da göç mefhumunun en önemli nedenlerinden biri olan işsizliktir. Asya kıtasında birçok kaynak ülke istihdam yaratmada sürekli bir büyüme kaydettiği halde bu ülkelerin çoğunda çalışma çağındaki hızlı nüfus artışı, işgücündeki arz-talep dengesini karşılayamadığından işsizlik büyük bir sorun teşkil etmeye devam etmektedir. Asya kıtasından kaynaklanan uluslararası göçün en önemli itici güçleri, yukarıda belirtildiği gibi işsizlik ve işçilerin daha yüksek ücret, daha çok sosyal fayda ve daha ufuk açıcı kariyer olanakları bulabilecekleri düşüncesi olmuştur.

Rapora göre, göçmenler %72,7 gibi bir oranla ev sahibi ülkelerde işgücü piyasasına entegre olabilmektedirler. Bangladeş, Filipinler ve Vietnam gibi ülkelerin verdiği göç oranları büyük artış gösterirken; Hindistan, Endonezya, Pakistan, Tayland ve Sri Lanka gibi ülkelerin son yıllarda bu oranları daha ılımlı hale getirdiği veya azaltmakta olduğu görülmüştür. Öte yandan Orta Doğu ve Güneydoğu Asya bölgelerine gerçekleşen göçler genellikle geçici işçi göçü olduğu için bu oranlar bu bölgelerde daha yüksek seyretmektedir. Çalışmayan uluslararası göçmenleri içeren kalıcı yerleşim veya aile birleşimi bu alanlarda oldukça kısıtlıdır. Rapora göre, uzun vadeli göç eğilimlerine bakıldığında, Asya kökenli eğitimli ve yetenekli işçilerin Kuzey Amerika, Avrupa ve Doğu Asya’daki gelişmiş ekonomilere göç etmeye devam ettiği açıkça görülmektedir. Göç ve sınır meseleleri üzerindeki kontrolün arttırılmasına yönelik politika değişikliklerine rağmen, işgücü hareketliliği çerçevelerinin ve insan sermayesi gelişim mekanizmalarının yaratılması ve uygulanması giderek önem kazanmakta ve Asya’da umut verici bölgesel işbirliği biçimleri olarak görülmektedir.

Raporun dikkat çekici bulgularından biri de son zamanlarda, Japonya’nın – diğer gelişmiş ülkelere kıyasla küçük de olsa – yabancı işçilere daha fazla istihdam olanağı sunması ve Japonya’daki göçmen işçi sayısının 2013-2017 yılları arasında yaklaşık %13,5 artmış olmasıdır. Bu işlerin çoğunluğu bakıcılık, ev hizmetleri ve inşaat alanlarında vasıflı ve vasıfsız meslek grupları olarak gözlemlenmiştir. Bu durum Japon nüfusunun gözlemlenebilir bir şekilde yaşlanmasıyla ilişkilendirilebilir.

Raporda, göçmenlerin kendi ülkelerinin ekonomisi üzerindeki etkileri de ele alınmıştır. Bu kapsamda, göçmenlerin köken ülkelerine gönderdiği döviz miktarının Asya’daki birçok gelişmekte olan ülke için önemli bir finansal istikrar kaynağı olmaya devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu çerçevede, tüm küresel kaynaklardan gelen para transferleri 3,7 milyar dolar (% 5,29) artış göstermiştir. Orta Doğu’dan gelen transferler %5,2 artarken, Kuzey Amerika’dan gelenler %7,1 ve Avrupa’dan gelenler %9,4 artmıştır. Orta Doğu’dan gelen döviz gelirleri en yüksek kaynağı oluşturarak 84,2 milyar dolar ile toplam döviz transferlerinin %30,9’unu oluşturmuştur. Özellikle sınırlı doğal kaynakları olan ekonomiler için bu transferler önemli bir döviz kaynağı olmaya devam etmektedir. Güney Asya, Doğu Asya ve Güneydoğu Asya, Asya en büyük alıcılardır. Bölgeye yönelik 2017’deki toplam para transferi girişlerinin %94,5’i bu bölgelere dağılmıştır. Doğrudan transfer edilen döviz girdileri, faydalanıcıların tüketimini ve tasarruflarını bireysel düzeyde artırırken; döviz transferlerinden en çok faydalanan 10 ülke Hindistan, Çin, Filipinler, Pakistan, Vietnam, Bangladeş, Endonezya, Sri Lanka, Nepal ve Tayland olarak sıralanmıştır. Bununla birlikte, bazı ülkeler daha az miktarda döviz geliri elde etmesine rağmen, bu gelir toplam yurtiçi hasılada önemli bir rol oynamıştır. Örneğin, Kırgızistan, Tonga ve Tacikistan’daki GSYH’nin %33’ü bu gelirlerden elde edilmiştir.

Raporun İnsan Hareketliliği bölümünde son olarak turizm konusu ele alınmıştır. Bu çerçevede, kıtadaki küresel turizmin büyümeye devam ettiği ve turizmin birçok ülke için ekonomik kalkınmanın kilit unsurlarından biri olduğu tespiti yapılmıştır. Asya’daki uluslararası turizm gelirlerinin 2016 yılında 346 milyar dolara ulaştığı ifade edilmiş ve Tayland, Çin ve Hong Kong’un turizmden en büyük faydayı sağlayan üç ülke olarak kayıtlara geçtiği vurgulanmıştır.

BAAM Büyük Güç Rekabeti Programı Araştırmacısı

didemisci35@gmail.com