TOP
h

Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi

ABD-Kuzey Kore

ABD-Kuzey Kore İlişkilerine Bakış

Güney ve Kuzey Koreli liderlerin Panmunjom Deklarasyonu’nu imzalamasının ardından Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald J.Trump da Kore Diyologu Süreci’ne katılmış ve Kuzey Koreli lider Kim Jong-un ile Singapur’da görüşmüştü. Liderlerin ikinci zirvesi öncesi BAAM, ABD-Kuzey Kore ilişkilerinin tarihini inceledi.

 

1. İkinci Dünya Savaşı Sonrasında Kore Yarımadası

Kore Yarımadası, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte başını Sovyetler Birliği’nin çektiği doğu bloku ile batı blokunun lideri pozisyonundaki Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasındaki rekabetin en yoğun yaşandığı bölgelerden biri haline gelmiştir. Savaştan hemen önce Kore Yarımadası’nın hakimi Japonya idi. Japonya’nın İkinci Dünya Savaşından yenilgiyle ayrılması neticesinde yaklaşık 45 senedir bölgeyi yöneten Japonya’nın yerini Sovyetler Birliği ve ABD almıştır. 1945 yılında imzalanan anlaşma ile Kore’nin bütünlüğü ve güvenliği ABD, İngiltere, Rusya ile Çin tarafından garanti altına alınmıştır. Ancak, aynı yıl içinde Sovyetler Birliği’nin doğu sınırlarında savaşa katılım yönünde karar alması sonrasında yarımadada 38. enlem kuzeyinde kalan bölge tamamıyla Sovyet yanlısı bir yönetime dönüşmüştür. Takip eden süreçte Kore’nin güneyinde ise Amerikan yanlısı bir yönetimin oluşması sonucu gerginlik hat safhalara ulaşmış ve muhtemel bir çatışma yaşanması kaçınılmaz hale gelmiştir.

 

2. Savaş Süreci ve BM’nin Tutumu

Kore yarımadası stratejik açıdan önemli bir konuma sahiptir. Bu nedenle dönemin büyük güçleri yarımadada kontrolü sağlamak için savaşa girmeyi göze almışlardır. Ada Jeopolitik konumu itibariyle Sovyet Rusya, Çin ve Japonya’nın tam ortasında yer almaktadır. Sovyet Rusya açısından adanın önemi Japonya ve Kore’de bulunan Amerikan kuvvetlerinden kaynaklanmıştır. ABD’nin, Pasifik’in diğer yakasından bölgeye nüfuz etme çabası Sovyet Rusya’nın tedirgin olmasına neden olmuş ve yarımadanın kuzeyindeki hegemonyasını pekiştirme youna girmiştir. Bölgedeki çıkarlarını hayati gören Sovyet hükümeti, 25 Haziran 1950 sabahından itibaren Kuzey Kore kuvvetlerine Güney Kore sınırlarını işgal talimatı vermiş ve böylece Kore Savaşı başlamıştır.

Kuzey Kore’nin, Güney Kore’ye karşı askeri müdahaleleri ve aralarındaki sınır hattı olan 38.enlemi işgal etmesi üzerine ABD hükümeti harekete geçmiştir.[1] ABD, henüz 5 senelik bir kurum olan Birleşmiş Milletler’e (BM) durumun kontrol altına alınması ve Kuzey Kore’nin saldırgan tutumlarının sonlandırılması yönünde bir önerge vermiştir. Önerge neticesinde BM, Kuzey Kore’yi kınayarak saldırılarını durdurması yönünde bir ultimatom vermiştir. Neticede sonuç alınamaması ve Kuzey Kore birliklerinin Seul’e ilerlemesi sonucunda içlerinde Türkiye’nin de bulunduğu 20 farklı ülkeden birlikler, uluslararası koalisyon adı altında savaşa müdahil olmuştur. Bunun neticesinde Kuzey Kore birlikleri büyük ölçüde yenilgiye uğratılmış ve 38. enlemin de gerisine çekilmeye zorlanmışlardır. Bu gelişmeler henüz yeni kurulmuş bir organizasyon olan BM’nin ilk ciddi sınavını başarıyla atlattığı yorumlarına neden olmuş ve uluslararası kamuoyunda organizasyonun sorun çözebilme refleksine olan güveni artırmıştır. Neticede Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun duruma müdahalesi ve takip eden süreçte savaş 38. enlemde stabilleşmiş ve üç yıl süren savaş geride üç milyondan fazla kayıp bırakarak 1953 yılında varılan ateşkes anlaşması ile sona ermiştir. Günümüzde hala bölgede çeşitli zaman dilimlerinde gerginlik nüksetmektedir. Fakat varılan anlaşmadan sonra günümüze kadar bölgedeki hiçbir gerginlik geniş çaplı bir sıcak çatışmaya dönüşmemiştir.

 

3. Savaş Sonrası Dönemde ABD-Kuzey Kore İlişkileri

Kore Savaşı sonrasında ABD ile Kuzey Kore arasındaki ilişkiler ateşkes anlaşmasının çizdiği çerçeve içinde gelişmiş, iki devlet arasında doğrudan diplomatik ilişki kurulmamıştır. İki devlet arasındaki ilişkiler İsveç aracılığıyla yürütülmüştür.

İki devlet arasındaki ilk kriz ABD’nin ateşkes anlaşmasına aykırı olarak Güney Kore’de nükleer silahlar konuşlandırmasıyla ortaya çıkmıştır. ABD’nin bu hamlesi üzerine Kuzey Kore ordusu alarma geçmiş ve ateşkes sınırı boyunca varlığını artırmıştır. Daha sonra Kuzey Kore de nükleer silah edinme arayışına girmiş ve Sovyetler Birliği’nden bu çerçevede yardım istemiştir. Her ne kadar Sovyetler Birliği bu talebi reddetse de Kuzey Kore’nin barışçıl amaçlarla nükleer enerji geliştirmesine yardım edeceğini açıklamıştır. Bu yardımın içeriğinde Kuzey Kore’nin nükleer bilim insanlarının yetiştirilmesi de yer almıştır. Benzer şekilde Çin de Kuzey Kore’nin nükleer silah geliştirme konusundaki yardım talebini reddetmiştir. [2]

Kuzey Kore her ne kadar nükleer bir güç olmasa da 1985 yılında Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na taraf olmuştur. 1990 yılında Güney ve Kuzey Kore arasında başlayan görüşmeler 1992 yılında Nükleersizleşme Ortak Beyanı ile sonuçlanmıştır. Kuzey Kore’nin nükleer silah yapımına uygun büyüklükte bir nükleer reaktör yapmaya başlaması üzerine ABD ile Kuzey Kore arasındaki görüşmeler ise 1993 yılında başlamıştır.  Bu kapsamda Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Il Sung eski ABD Başkanı Jimmy Carter’ı görüşmeleri gerçekleştirmek için davet etmiştir. Carter daveti kabul etmiş, ancak ABD devletini temsilen değil ABD vatandaşı olarak görüşme yapmıştır. Carter-Kim görüşmesi sonucunda iki devletin ilk defa resmi yetkililer seviyesinde bir araya gelmesi söz konusu olmuş ve ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Robert Gallucci ve Kuzey Kore Dışişleri Bakan Yardımcısı Kang Sok Ju müzakereleri yönetmişlerdir.[3]

Söz konusu müzakereler 1994 yılının Ekim ayında başarıyla sonuçlandırılmış ve Kuzey Kore plütonyum zenginleştirme programını durdurmayı ve faaliyetlerin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) tarafından denetlenmesini kabul etmiştir. Ayrıca her iki taraf da siyasi ve ekonomik ilişkilerin normalleşmesi için adımlar atmayı da taahhüt etmişlerdir. Kuzey Kore’nin anlaşmaya uygun olarak nükleer programını durdurması ve ABD ve UAEA ile işbirliği yapmaya başlaması üzerine 1995 yılı başından itibaren Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımlar gevşetilmeye başlamıştır. [4]

Cumhuriyetçi Parti, başından itibaren Kuzey Kore ile yapılan anlaşmaya karşı çıkmış ve bunun bir yatıştırma politikası olarak görülebileceği eleştirisinde bulunmuştur. 2001 yılında Cumhuriyetçi Parti adayı George W. Bush’un başkan seçilmesiyle birlikte ABD-Kuzey Kore ilişkilerinde gerginlik artmaya başlamıştır. 2002 yılında ABD, Kuzey Kore’nin uranyum zenginleştirmeye başladığını iddia etmiş ve iki devlet arasındaki ilişki Bush’un Kuzey Kore’yi Şer Ekseni’ni oluşturan ülkeler arasında saymasıyla iyice kötüleşmiştir.

George W. Bush’un 2002 yılında şer eksenine dâhil ettiği Kuzey Kore bir yıl sonra 2003 yılında Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’ndan çekildiğini ilan edince ABD tepki vermiş ve bölgede gerginlik artmıştır. Mart 2003’te Kuzey Kore’nin Japon Denizi’nde görev yapan ABD casus uçağına önleme yapması gerginliği iyice artırmıştır. Çin’in konuya müdahil olması neticesinde, Kuzey Kore’nin nükleer programının önlenmesi maksadıyla ABD, Çin, Rusya, Japonya, Kuzey Kore ve Güney Kore 2003 yılında bir araya gelmiş ve Altı Taraf Görüşmeleri (The Six Party Talks) ismi verilen bir mekanizma oluşturulmuştur. ABD Kuzey Kore ile ilişkiye girmeme politikasına bu mekanizma ile bir istisna getirerek konuya verdiği önemi ortaya koymuştur. Söz konusu mekanizmanın çalışmaları neticesinde Kuzey Kore yönetimi Eylül 2005’te nükleer silah hedefinden vazgeçtiğini ilan eden bir anlaşmayı imzalamayı kabul etmiştir. [5]

Altı Taraf Görüşmeleri mekanizması Kuzey Kore’nin füze denemelerini sürdürmesi üzerine sekteye uğramış, Pyongyang hükümeti 2009 yılında görüşmelerden ayrılmıştır. 2012 yılı başlarında Kuzey Kore’nin yeni lideri Kim-Jong Un’un nükleer testleri durduracağı ve ABD’nin gıda yardımı karşılığında uluslararası denetçilerin ülkede inceleme yapmalarına izin vereceğini ilan etmesine rağmen 2012 yılı sonunda yeni uzun menzilli füze denemeleri yapması üzerine Altı Taraf Görüşmeleri askıya alınmıştır. [6]

Kuzey Kore 2 Nisan 2013 tarihinde Nyongbyon şehrinde bulundan nükleer tesisleri yeniden kullanıma açarak uranyum zenginleştirme faaliyetlerine başlayacağını ilan etmiş ve 30 Mart 2014 tarihinde Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı tarafından “nükleer caydırıcılığın artırılması için yeni nükleer test çeşitlerinin deneneceği” duyurulmuştur. Bilahare Kuzey Kore yetkilileri değişik ortamlarda daha ileri nükleer testler yapma hakkına sahip olduklarını ifade etmekten kaçınmamışlardır. [7]

Kuzey Kore’nin 2006, 2009 ve 2013 yıllarında gerçekleştirdiği nükleer testler üzerine BM Güvenlik Konseyi 1718 (2006), 1874 (2009) ve 2094 (2013) sayılı kararları almış, Kuzey Kore’yi Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na dönmeye ve nükleer silahları ve nükleer programından vazgeçmeye davet etmiştir. Ancak Kuzey Kore bu çağrılara olumsuz yanıt vermiştir. [8]

Pyongyang hükümeti 6 Ocak 2016 tarihinde tarihindeki dördüncü nükleer testi gerçekleştirmiştir. Kuzey Kore bu testin hidrojen bombası testi olduğunu iddia etmiştir.[9] Söz konusu test uluslararası toplum tarafından tepkiyle karşılanmış, hatta Kuzey Kore’nin en önemli müttefiki Çin dahi tepki göstermiş ve Kuzey Kore’ye daha ileri yaptırımları öngören BM Güvenlik Konseyi kararını onaylamıştır. [10]

Uluslararası toplumun tüm tepkilerine rağmen Kuzey Kore nükleer testlerine devam etmiş ve 2016 yılında beşinci ve 2017 yılının sonunda da altıncı nükleer denemelerini gerçekleştirmiştir.

 

4. Kore Diyalogu ve Panmunjom Deklarasyonu

Kore Yarımadası’nda barışa yönelik umut verici adımların ilki, 27 Nisan 2018’de gerçekleşmiştir. Ülkelerinin sınırındaki Panmunjom köyünde bir araya gelen Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) lideri Kim Jong-un ve Kore Cumhuriyeti (KC) devlet başkanı Moon Jae-in sıcak mesajlar vererek bölgedeki gerilimi düşürmeye yönelik tarihi bir adım atmış oldu.

Karşılıklı barış mesajlarının ardından yayımlanan deklarasyon, barışın tesisi için hem iki Kore’nin hem de diğer tarafların ilerleyen dönemde atması gereken adımlar için de ipuçları sunuyordu. “Güney ve KDHC, ağırlaşan askeri gerginliği hafifletmek ve Kore Yarımadası’ndaki savaş tehlikesini ortadan kaldırmak için ortak çaba gösterecek” ifadelerine yer verilen deklarasyonda iki tarafın “askeri gerginlik ve çatışmanın kaynağı olan kara, hava ve deniz de dahil olmak üzere her alanda birbirlerine yönelik düşmanca eylemler yapmayı tamamen durduracağı” ilan ediliyordu. Bu doğrultuda, iki taraf da, 1 Mayıs’tan itibaren Panmunjom’un da içinde bulunduğu sınırdaki “yasak bölge”yi bir “barış bölgesi”ne dönüştüreceklerini açıkladı. Benzer şekilde Koreli liderler, Batı Denizi’nde bulunan Kuzey Sınır Hattı çevresindeki alanları da “deniz barış bölgesi”ne dönüştürmek konusunda uzlaşmıştı. [11]

 

5. Trump ve Kim Görüşecek mi?

Panmunjom Zirvesi ve ardından yayımlanan deklarasyon, 1950-53 Kore Savaşı’ndan günümüze kadar taşınan siyasi ve askeri krizin sonlanması adına umutları güçlendirmiştir. Savaş sonrasında iki ayrı siyasi yapıya bölünen yarımada aynı zamanda Çin Halk Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri gibi küresel güçler için de bir rekabet alanı haline gelmişti. İki Kore arasında süregelen gerilim ve KDHC’nin nükleer çalışmaları aynı zamanda bölgede ABD’nin Asya’daki ittifak sisteminin içinde yer alan Japonya gibi ülkeler için de tehdit oluşturmaktaydı. Bu açıdan, KDHC’nin destekçisi konumunda bulunmakla birlikte askeri amaçlı nükleer faaliyetlerine karşı eleştirel pozisyonlar alabilen Çin de dahil olmak üzere, bölgede barışa yönelik genel bir talep bulunmaktaydı.

Böyle bir ortamda, Trump’ın başkanlığa geldiği 2017’den itibaren endişe verici tehditlere varan varan karşılıklı atışmalara sahne olan KDHC-ABD ilişkilerinde de yumuşama beklentisi gün yüzüne çıktı. 9 Mayıs’ta Birleşik Devletler savunma bakanı Mike Pompeo sürpriz bir şekilde Pyongyang’da KDHCli yetkililerle görüşmesi[12], bir Trump-Kim Zirvesinin gerçekleşebileceğine dair umutları yükseltmiş oldu. O dönemde zirvenin 12 Haziran’da Singapur’da gerçekleşebileceği konuşulurken Pompeo, Koreli yetkililerle böyle bir görüşmede ele alınacak muhtemel konuları değerlendirme şansı buldu. Bu ziyaretten kısa bir zaman sonra, KDHC’de 17 aydır tutuklu bulunan 3 ABD vatandaşı salıverildi.[13] Bu hamle, Kim’in “iyi niyet adımı” olarak yorumlanırken, 12 Haziran Zirvesi’nin gerçekleşme ihtimalini de arttırmış görünüyordu. Ancak Mayıs ayı henüz bitmeden, tarihi zirveyi tehlikeye atacak bir gelişme yaşandı.

Dünya Haziran’ın 12’sinde Singapur’da gerçekleşeceği açıklanan zirveye kilitlenmişken Beyaz Saray’ın 24 Mayıs’ta yayımladığı mektup büyük şaşkınlığa sebep oldu. Başkan Donald Trump imzasıyla, KDHC lideri Kim Jong-un’a hitaben yazılan mektupta Koreli liderin son dönemde yaptığı “düşmanca ve öfkeli” açıklamalar nedeniyle toplantının “uygunsuz” olacağı görüşüne yer veriliyordu.

Trump mektubunda, Kim Jong-un için, “Seninle orada olmayı dört gözle bekliyordum. Maalesef, en son ifadende gösterdiğin muazzam öfke ve açık düşmanlığa dayanarak, şu anda bu toplantıyı yapmanın uygunsuz olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullanıyordu. Başkan ayrıca, ABD’nin askeri güçlerinin Güney Kore ve Japonya ile birlikte bölgede “hiç olmadıkları kadar hazır olduklarını” açıklayarak adeta gözdağı veriyor ve KDHC’yi “pervasızca davranmaması” konusunda uyarıyordu. Trump, KDHC’nin nükleer faaliyetlerini hatırlatarak “[nükleer kapasitemiz] o kadar devasa ve güçlü ki Tanrı’ya asla kullanmak zorunda kalmamamız için dua ediyorum” diyordu.[14]

Beyaz Saray’ın “iptal mektubu” yayımlandığında dünya kamuoyunda büyük şaşkınlık yaşandı. Ancak sorunun çözülmesi uzun sürmedi. KDHC lideri Kim’in Trump’a mektubunu iletmek ve temaslarda bulunmak üzere ABD’ye gelen üst düzey diplomat Kim Yong-çol önce Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile, ardından Başkan Trump’la görüştü. Beyaz Saray’da konuğunu uğurlarken basın mensuplarına açıklama yapan Trump, Kim’den gelen mektubun “çok hoş ve ilginç” olduğunu dile getirdikten sonra zirvenin planlandığı şekilde gerçekleşeceğini duyurdu. “Bu anlaşmayı Kuzey Kore istiyor. Mümkün olursa biz de istiyoruz.” ifadelerini kullanan Trump ayrıca, yarımadanın nükleer silahlardan tümüyle arındırılana kadar KDHC’ye yönelik yaptırımların yürürlükte olacağını da sözlerine ekledi.[15]

 

6. Singapur’da Birinci Trump-Kim Zirvesi

Haftalarca süren tartışmaların ardından nihayet ilk açıklandığı tarihte, 12 Haziran’da Singapur’da gerçekleşen Trump-Kim zirvesi gerek Kore Barışı gerekse K.Kore-ABD ilişkileri açısından bir kilometre taşı olarak kayıtlara geçti. Yarımadanın nükleer silahlardan arındırılması ve çatışma riskinin ortadan kaldırılmasına dönük taleplerle geçen zirve, bir sonuçtan çok bir başlangıç niteliğindeydi. Nitekim Koreli lider Trump’ı bir sonraki görüşme için başkent Pyongyang’a davet ederek görüşmelerin daha uzun süre devam edeceğini gösteriyordu.

Zirve sonunda yayımlanan ortak bildiride[16] liderler “yeni ABD-K.Kore ilişkilerinin kurulmasının Kore Yarımadası’nda ve dünyada barış ve refaha katkı sunacağını” ve “tesis edilecek karşılıklı güvenin yarımadanın nükleersizleştirilmesini destekleyeceği” yönünde görüş birliğine vardı. 27 Nisan 2018 Panmunjom Deklarasyonu’nu teyit eden K.Kore, Yarımada’nın tamamen nükleersizleştirilmesi için çalışmayı taahhüt etti.

Liderler zirvenin “iki ülke arasındaki on yıllardır süren gerginlik ve düşmanlıkların üstesinden gelmek ve yeni bir geleceğin açılması için büyük önem taşıyan tarihi bir olay olduğu”nu belirtirken göz önüne alarak liderler, bu ortak bildirideki hükümleri eksiksiz ve süratle uygulama yönünde uzlaştı.

Bildiride ayrıca, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve ilgili üst düzey bir KDHC yetkilisinin, zirvenin sonuçlarını uygulamak için mümkün olan en erken tarihte müzakereleri sürdürecekleri belirtildi.

 

7. Vietnam’da İkinci Zirveye Doğru

27 Nisan 2018’de yayımlanan Panmunjom Deklarasyonu Kore Barış Süreci’nde tarihi bir adım olarak görülüyordu. 12 Haziran’da ABD Başkanı Trump ile Kim’in görüşmesi, barışa yönelik umutları güçlendirdi. İlk zirvede genel olarak olumlu mesajlar verilse de somut adımların ikinci adımda gündeme gelmesi bekleniyor. Başkan Trump, 5 Şubat’ta, ikinci zirvenin 27-28 Şubat 2019’da Vietnam’ın başkenti Hanoi’de yapılacağını açıkladı.[17]

 

 

Kaynaklar

[1] http://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/kore-savasi-77

[2] Selden, Mark; So, Alvin Y (2004). War and state terrorism: the United States, Japan, and the Asia-Pacific in the long twentieth century. Rowman & Littlefield. s. 77–80.

[3] Lauren, Paul; Craig, Gordon; Page, Alexander George (2007), Force and Statecraft: Diplomatic Challenges of Our Time, Oxford: Oxford University Press

[4] Niksch, Larry A (March 17, 2003). North Korea’s Nuclear Weapons Program (PDF) (Report). Congressional Research Service.

[5] Bajoria, Jayshree, Beina Xu (ty). “The Six Party Talks on North Korea’s Nuclear Program”. Council of Foreign Relations Backgrounders. http://www.cfr.org/proliferation/ six-party-talks-north-koreas-nuclear-program/p13593

[6] “North Korea – Overview”. Nuclear Threat Initiative http://www.nti.org/learn/ countries/north-korea/

[7] Director General, IAEA (2015). “Application of Safeguards in the Democratic People’s Republic of Korea”. https://www.iaea.org/About/Policy/ GC/GC59/GC59Documents/English/gc59-22_en.pdf

[8] Director General, IAEA (2015). “Application of Safeguards in the Democratic People’s Republic of Korea”. https://www.iaea.org/About/Policy/ GC/GC59/GC59Documents/English/gc59-22_en.pdf

[9] “North Korea claims successful hydrogen bomb test in ‘self-defence against US’”. The Guardian, 6 January 2016. https://www.theguardian.com/world/2016/jan/06 /north-korean-nuclear-test-suspected-as-artificial-earthquake-detected

[10] Sengupta, Somini, Choe Sang-Hun (2016). “U.N. Toughens Sanctions on North Korea in Response to Its Nuclear Program”. The New York Times.  https://www.nytimes.com/2016/03/03/world/asia/north-korea-un-sanctions.html?_r=0

[11] http://bogaziciasya.com/panmunjom-deklarasyonu/

[12] https://www.state.gov/secretary/travel/2018/t7/index.htm

[13] https://www.nytimes.com/2018/04/19/world/asia/north-korea-american-prisoners.html

[14] http://bogaziciasya.com/trumpin-kim-jong-una-mektubu/

[15] https://www.independent.co.uk/news/world/americas/trump-north-korea-meeting-kim-yong-chul-denuclearisation-oval-office-a8735221.html

[16] http://bogaziciasya.com/trump-kim-ortak-bildirisi/

[17] https://vietnamnews.vn/world/485043/trump-calls-for-end-to-revenge-politics-at-state-of-union.html#18l8XwkRtB3BQclP.97