TOP
h

Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi

Afganistan

Afganistan Barış Müzakereleri’nde 2 Adım Geri 1 Adım İleri

Afgan-içi diyalog konferansı üzerine

Afganistan “barışı” için süren müzakereler yeni bir döneme girdi. Geçtiğimiz ay içerisinde (7-8 Temmuz’da) ABD’nin Afganistan müzakereleri için özel temsilcisi Zalmay Halilzad, Katar ve Almanya’nın da organizasyonunda görev aldığı barış konferansından sonra önemli açıklamalarda bulundu.[i] Açıklamanın dikkat çekici olmasının iki sebebi var. Birincisi, açıklanan kararda tarafların belirli hususlarda anlaştığının söylenmesi ve ikincisi de ardından barış sürecinin işlemesi için bir yol haritasına ilişkin koşullarda anlaşılması. (Sebepleri açıklamadan önce belirtmek gerekiyor ki üzerinde anlaşma sağlanan konular hakkında bir açıklama yapılırken, metnin barış sağlanması üzerine resmi bir anlaşma olmadığı sadece barışı müzakere edebilmek için bazı koşullar üzerine anlaşma sağlandığı özellikle vurgulanmıştı.) Önemli olan ilk konu barış için güvenli ortamı oluşturmak adına konulan genel birkaç madde:

  • Yaşlı, engelli ve hasta mahkumların koşulsuz serbest bırakılması,
  • Okullar, medreseler, hastaneler, pazarlar ve bu gibi kamusal alanların güvenliğinin sağlanması,
  • Eğitim kurumlarına saygı duymak,
  • İnsanların itibarlarına, yaşamlarına, mülklerine saygı duymak, bunları korumak ve sivil kayıpları sıfıra indirmek.[ii]

Aslında bu maddeler metindeki genel maddelerden sadece birinin alt başlığı olarak geçiyor. Bunun dışında “çatışma içerikli ifadelerin kullanılmaması” üzerine dahi konuşulmuş. Buradan çıkarılabilecek bir sonuç; müzakereler devam ederken, ABD tarafının barışı müzakere etme konusunda ilerleme kaydettiğini gösteren bir metin hazırlanıp sunulmasıdır. Çünkü Taliban barış için güvenli ortamı oluşturmak adına herhangi bir çaba göstermedi. Ayrıca anlaşmanın ya da görüşmelerin içeriğiyle ilgili bir uygulama söz konusuysa bu da tek taraflı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun da en önemli örneği yakın zamanda Afgan hükûmetinin 35 mahkûmu serbest bırakmasıdır.[iii] Ertesinde de hükûmet tarafından yapılan resmî açıklamada bu durumun barış için ne kadar gönüllü olunduğuna dair bir işaret olarak anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Taliban’ın ise söz konusu metinde müzakere ettiğini ya da uyum göstereceğini yazan herhangi bir maddeyle uyumlu davranışı gözlemlenmemiştir. Metnin açıklandığı tarihten itibaren Taliban’ın saldırıları devam etmiştir. Saldırıların özellikle kamusal alanlarda olması; bu alanların okul olması ya da okullara yakın olması belirgin bir şekilde görülebilmektedir. [iv]

Afgan-içi Barış Konferansı Sonuç Bildirgesi (Temmuz 2019)

 

Barış için yol haritası

Diğer önemli bir madde ise Halilzad’ın barış için değil fakat yol haritası için belirli konularda anlaştıklarını açıklaması oldu. Barış için yol haritası tarif edilirken öne çıkan maddelerden ilki ‘İslami sistemin kapsamlı barışı sağlamak için kurumsallaştırılması’. Bu madde Afganistan’ın şu ana dek oluşturulmuş yapısı için daha uygun bir strateji fikri gibi görünebilir. Nitekim Roy da bunu şu ifadeyle vurgulamıştır: “Şeriat’ ı Orta çağ hayatına dönüşün bir özlemi olarak kabul etmek oldukça yanlıştır. Yirminci yüzyılın başlarında, dünya görüşü modernizm olan kişilerin Şeriat’ a dönüşü teklif etmeleri hiç de şaşırtıcı değildi. Şeriat hukuka bir evrensellik prensibi getirerek adaleti, Afgan kavmi ya da Arap asabiyesi gibi mahalli cemaatlerin elinden alıyordu. Modern devlet ancak, birinin diğerini boyunduruk altında tutması suretiyle üst üste dizilmiş cemaatleri parçalayarak tesis olunabilir.”[v] Roy’un burada ifade ettiği durum tam da Afganistan toplumunu ve devlet-toplum ilişkisini açığa çıkarmaktadır. Afganistan’da devlet, Roy başta olmak üzere birçok araştırmacı tarafından ‘kabileler devleti’ olarak adlandırılmaktadır. Afganistan hem etnik olarak hem de bir toplumun daha küçük bileşenleri açısından çok parçalı bir yapı olarak karşımıza çıkmaktadır. Sorun parçalı bir oluşumdan değil bunun korunmasından ileri gelmektedir. Hem 1979 ve sonrasında hem de 11 Eylül sonrasında bu yapı büyük güçler, bölgesel güçler ya da hegemon güç tarafından kullanılmıştır. Şu anda da bu parçalı yapıyı dönüştürmek için İslam birleştirici bir unsur olarak kullanılabilir. Fakat müzakerelerin bu kısmında Taliban’ın ve Afgan hükûmetinden gelen katılımcıların İslam’dan ne anladıkları son derece farklı olduğu için ‘barış için yol haritası’ olarak adlandırılan bu metindeki İslam en baştan konuşulmalıydı. Önemli bir düşünsel ayrılık var ve bu ayrılık özellikle kadın hakları konusunda görülmektedir. Gerek kadın hakları gerekse kız çocuklarının eğitimi konusunda Taliban güven vermeyen açıklamalar yapıp; aynı zamanda açıklamalarına ters düşen eylemler içerisine girmiştir.

Yol haritası için bir diğer madde de ‘Tüm Afganlara ait temel kurumların, ulusal teşekküllerin ve savunma teşekküllerinin korunmasında reform yapmak’. Akla ilk gelen soru; bu reform ‘kim’ler tarafından ve ‘ne’ temel alınarak yapılacak? Obama döneminde Afganistan için izlenmesi gereken muhtemel bir barış süreci Afganlar tarafından ve Afganlara ait olmalıydı;
en azından politika bu şekilde deklare edilmişti. Bunun sebebi dışarıdan dayatılacak herhangi bir koşulun ya da anlaşmanın barışı tam olarak sağlayamayacağı düşüncesidir/olmalıdır. Fakat şu ana değin görüşmeler ABD ve Taliban arasında sürerken; Afgan hükûmetinden temsilciler, resmiyette, hükûmeti temsilen değil de ancak bireysel katılım göstererek müzakerelerde bulundular. Kısaca hükûmet katılım gösterdi fakat resmi olarak değil. Meşru bir temsilci meşru değilmişçesine kendi ülkesi üzerine bir barış görüşmesine katılamıyor. Ve şu an 2002’den beri Afganistan’da inşa edilen toplumsal-siyasi-askeri bütün kurumlar bu temsili hükümet aracılığıyla gerçekleştirilmiş durumda. Dolayısıyla bahsi geçen reformlar başkaları tarafından yapılacak ve “tüm Afganların” dışında da bir içeriğe sahip olacak.

 

“Sıfır” dış etki

Söz konusu yol haritası için yorumlayacağımız son madde de ‘Komşu ülke ve bölgesel ülkelerden sıfır müdahale üzerine güvence’. Taliban, Körfez ülkeleri (başta Suudi Arabistan olmak üzere) tarafından fonlanarak, Pakistan’da eğitilerek Afganistan’da savaşması için ABD tarafından ortaya çıkarılan bir örgüt. Bunun dışında kısaca madde madde komşu ve bölgesel ülkeleri inceleyecek olursak:

1)Taliban’da hâlâ etkisi süren bir Pakistan,

2)1979’da Afganistan’ı işgal eden Sovyetlerin mirasına sahip, aynı zamanda yine Sovyetlerden sonra arka bahçesi olarak güvenliğini korumak zorunda kaldığı Orta Asya’da çıkarları olan Rusya,

3)Uluslararasılaşmış savaşlarda paralı askerlerinin önemli bir kısmını Şii Afgan göçmenlerden ve Afganistan’daki Şii Afgan vatandaşlarından karşılayabilen bir İran,

4)Kendi ülkesinde durmaksızın terör eylemleri yapan Taliban ile resmi makam seviyesinde görüşmeler yapabilen komşu ülke Özbekistan ve (bölgesel ülke olarak) Endonezya,

5)Kuşak ve Yol projesi için Asya’da planlanan enerji ve ticaret yollarının güvenliğini önemseyen, aynı zamanda içindeki Uygurları etnik farklılıklarından dolayı radikalleştirdiğinden Taliban’a ve El Kaide’ye kaçırarak güvenlik zafiyetini artıran hem komşu ülke hem de bölgesel bir güç olan Çin bulunmaktadır.

Bunlara ilaveten Hindistan ve buna bağlı olarak Keşmir krizinin Afganistan müzakerelerine etkisi ise ayrı bir tartışma konusu (Bu yazıda genişçe incelenmese de kısaca belirtilmesi gerekti.). Hâlen süren müzakereler de Afgan-Afgan görüşmeleri olması gerektiği halde ABD-Taliban görüşmeleri olması dışında çoğu zaman ABD, Rusya, Çin ve Pakistan arasında değişen gruplarla sürdürülmektedir. Dolayısıyla hem barış müzakerelerinde hem de sonrasında sıfır etki söz konusu olmayacaktır. Afganistan barış görüşmelerinde sadece koşullar değil çıktılar da çelişkili olarak gözükmektedir.

 

Seçimlere yaklaşırken müzakereler

Afganistan’da yapılacak genel seçimlere yaklaşık bir ay kaldı. Taliban barış için yol haritasına karşı eylemlerde bulunmasının yanı sıra seçim kampanyalarının başlamasıyla saldırılarını seçimler üzerinden yapmaya başladı. Seçimler yapılmadan önce büyük ihtimalle müzakerelerde ilerleme yönünde yeni adımlar atıldığı görülecek. Her ne kadar kalıcı bir barış için ilerleme olmasa da Donald Trump’ ın da bu konuda ısrarcı davranması, “ne pahasına olursa olsun”[vi] Afganistan’daki maliyetini azaltmak istemesi, müzakerelerin ilerlemesini gerektiriyor. Daha önce bahsedilen gelişmelerle birlikte değerlendirecek olursak Taliban ve ABD kendi aralarında anlaşma yapmaya çalışırken 28 Eylül’de yapılacak genel seçimler hemen ertesinde ölü doğma tehlikesi yaşayabilir. Fakat Taliban ile yapılan müzakerelerden hızlı bir sonuç alınarak ertelenen seçimlere Taliban da dahil edilebilirse; ya da seçimler bir kez daha ertelenebilirse seçimlerin iptal ihtimali azalacak gibi görünüyor. Önemli görevler almış ve tecrübeler edinmiş eski bir Afgan bürokratının da fikirlerine dayanarak seçimlerin müzakerelerden olumsuz etkileneceğinden bahsetmek yerinde olacaktır. Bu fikre göre müzakerelerin devamında geçici hükümet ve geçici bir yasa üzerinden hareket edilmesi büyük bir olasılık. Geçici bir hükûmet ya da yasa ise son yapılacak seçimleri geçersiz hale getirecektir.[vii]

ABD’nin kuvvetlerini geri çekmesi Taliban için bir ön koşul. Fakat ABD kuvvetlerini kısmen geri çekecek olsa dahi müzakereler uluslararası bir zeminde devam edecek. Bu da Afganistan’da her iki tarafı (Taliban karşısında diğerleri) da belli bir seviyede memnun edecek bir sistemin oluşturulmasına bakıyor. Hem siyasi hem de askeri olarak Taliban’a Afganistan’da alan açmayan bir müzakere sonucu beklenmemelidir; Taliban ise birçok mecrada Afganistan’ın yönetim şekli için yeni bir isim dahi açıkladı: “Emirate of the Islamic Republic of Afghanistan” (Afganistan İslam Cumhuriyeti Emirliği)[viii]. Taliban sözcülerinin açıklamalarına göre Afganistan’a yeni bir rejim getirilmeli. Geçtiğimiz ay Taliban tarafından çeşitli medya organlarına “İslam Cumhuriyeti devam edebilir fakat içerisinde emirliğe de yer verecek karma bir politik sistem oluşturulmalı” şeklinde demeçler verildi, röportajlar yapıldı.

Pakistan ayrı ve geniş bir başlığı hak ediyor, fakat kısaca değinecek olursak geçtiğimiz günlerde İmran Han ile Trump görüşmesinde, Birleşik Devletler Başkanı Trump çok eleştirilen bir açıklama yapmıştı. “Eğer Afganistan’da savaşmak istesek bu savaşı bir haftada kazanırdık ama 10 milyon kişiyi öldürmek istemiyorum” sözüyle birçok Afgan’ a yeterince değersiz hissettirse de mesajı açık ve net bir şekilde Taliban ve Pakistan’a yönelik olarak algılanmalı. Bu mesajı özellikle İmran Han ile olan görüşmesinde vermesi de buna işaret ediyor. Çünkü Pakistan’ın Taliban’la geçmişten gelen organik bağları var; bu konuda birçok Afgan devlet adamı da zaman zaman Pakistan istihbaratının etkisini vurgulamaktadır. Her ne kadar Pakistan’dan Afganistan ile ilgili politikasında değişikliğe gidildiği sesleri yükselse de “sıfır etki” söz konusu olmayacaktır. Özellikle de İmran Han “Seçimler kapsayıcı olmalı Taliban da katılabilmeli” dedikten sonra[ix] 28 Eylül’de ya da sonrasında yapılacak herhangi bir seçim için Pakistan etkisi her zaman devam edecektir.

Sonuç olarak barış müzakereleri seçimlerden etkilenmeyecek fakat seçimler müzakerelerden kesinlikle etkilenecek ve bu 2001 sonrasında yetişen kuşaklar için büyük ihtimalle olumsuz bir etki olarak ortaya çıkacak. Ayrıca barış müzakerelerinde ‘daha hızlı’ ilerleme kaydetmek isteyen çevreler dolayısıyla da Taliban’ın bu konuda istediklerini daha kolay elde etme olasılığı yüksek görünüyor. Müzakereler ise ABD ve Taliban tarafından yapılan açıklamalara göre ilerleme potansiyeliyle devam ediyor. Fakat bu sürecin iyimserliği olası bir Afgan demokrasisi için aynı anlamı taşımayacak.

Afgan-içi Barış Konferansı Sonuç Bildirgesi (Temmuz 2019)

 

(Afganistan eski büyükelçisine konuya ilişkin fikirlerini paylaştığı için teşekkür ederiz.)

 

Kaynaklar

[i] https://twitter.com/US4AfghanPeace/status/1148388647357636608

[ii] Konferans sonrasında çıkan alınan kararların resmi olmayan İngilizce ve Türkçe tercümesi ektedir.

[iii] http://outlookafghanistan.net/national_detail.php?post_id=24293

[iv] https://www.nytimes.com/2019/07/19/world/asia/afghanistan-kabul-university-bombing.html

[v] Olivier Roy (1990), “Afganistan’da Direniş ve İslam”, ss.35, İstanbul:Yöneliş

[vi] https://edition.cnn.com/2019/08/19/asia/afghanistan-kabul-wedding-attack-peace-talks-analysis-intl/index.html

[vii] Afganistan’ın eski büyükelçisi araştırma için önemli konularla ilgili araştırmacıyla fikirlerini paylaşmıştır.

[viii] https://www.tolonews.com/afghanistan/nation-has-clear-stance-islamic-republic-ghani

[ix] http://reporterly.net/live/newsfeed/wednesday-july-24/imran-khan-afghan-elections-should-be-inclusive-taliban-should-be-able-to-participate/

 

*Kararın Resmi Olmayan Çevirisi (PDF)

**Unofficial Translation of the Resolution (PDF)

 

 

BAAM Büyük Güç Rekabet Programı Araştırmacısı

ebrumebru.679@gmail.com