TOP
h

Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi

Bangladeş

Bangladeş’te 11.Genel Seçim: Demokratik Özgürlüğe Karşı Otokratik Gelişim

Ülkenin bağımsızlığını kazandığı 1971 yılında bu yana Bangladeş’in iç siyaseti kendine has çatışmaları barındırmıştır. Bu çatışmaların bazıları periyodik şiddet patlamaları şeklinde ortaya çıkarken bazıları görece uzun ama küçük çapta çatışmalar şeklinde belirmiştir. Bangladeş’te ortaya çıkan söz konusu çatışmalara ilişkin yapılan bir çalışma yukarıda ana hatları verilen deneyimlerin hiç şüphesiz birbirleriyle ilişkili olduğunu ileri sürmüştür. Dış etkilerin, yolsuzlukların ve verimsizliğin, hükümetin şiddetli çatışmalarda ifade bulan siyasi huzursuzluk türünün ortaya çıkış faaliyetleri ile ilişkili olduğuna inanılmaktadır. Halihazırda, Bangladeş’teki siyasi durum “anormal bir krize” işaret etmektedir. Kargaşa, yıkım, adam kaçırma, şiddet, isyan ve siyasi bölünmüşlükten kaynaklanan şiddetin oluşturduğu kriz, ülkeyi kasvetli ve belirsiz bir geleceğe doğru sürüklemektedir. Hükümet durumu kontrol etmek için bir takım adımlar atıp, şiddetten sorumlu tuttuğu muhalefet liderlerini tutuklamaya kalkınca iktidar ile muhalefet partisi arasında yeni bir ihtilaf ve çatışma aşamasına geçilmiştir. Bununla birlikte, demokrasinin şiddet olmaksızın nasıl ve ne şekilde kalıcı olacağına ilişkin tartışma ise devam etmektedir. Demokrasi, yalnızca belirli konulara özen gösterilerek sürdürülebilen ve geliştirilebilen süreklilik arz eden siyasi bir süreçtir. Buna göre, hükümetin gücü sınırlanmıştır, hükümet vatandaşlarına karşı sorumludur ve hükümetin meşruiyetine dayanan siyasi bir sistem mevcut olmalıdır. Sistem, çoğunluğun insanların fikirlerini özgürce ifade etme hakkına saygı gösterdiği ve devletin gücünü sınırlayan ve hesap verebilirliğini sağlayan kurumların bulunduğu rekabetçi siyasi partilerin varlığı ile tanımlanmaktadır.

Bu konuda çalışmalar yapan akademisyenlerin çoğu, Bangladeş’te demokrasinin yalnızca teoride mevcut olduğu konusunda hemfikirdir. Gücünü keyfi biçimde kullanma arzusu taşıyan siyasi parti bunun için gereken demokratik olmayan uygulamaları hayata geçirmektedir. Muhalefetin protestolarını bastırarak düzeni sağlamak için kolluk kuvvetleri kullanılmakta bu da şiddeti aniden artırmaktadır. Halihazırda, Bangladeş devlet sistemine büyük zararlar veren farklı bir iç siyaset kriziyle karşı karşıya bulunmakta. Ancak hepimiz, Awami İttifakı ve BNP partilerinin hayata geçirecekleri yerinde inisiyatiflerle Bangladeş’te barış içinde bir arada yaşamanın mümkün olacağına inanıyoruz. Bangladeş’in önde gelen partisi Awami İttifakı parlamenter demokrasiyi göz ardı etmiş, anayasada değişiklikler yapmış ve partinin kendisi otokratik bir organizasyona dönüşmüştür. Dolayısıyla, bu büyük değişim ve gerçekçi olmayan düşünce, Bangladeş’in siyasi atmosferinde çelişkili bir ortam yaratmıştır. Bangladeş’teki siyasi krizin çözümüne ilişkin girişimler, ülkeyi insanların çoğunun beklemediği bir noktaya sürüklemiştir. Olayların beklenmedik şekilde gelişmesi halkta büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Fakat zamanın ruhu, Bangladeş’te ortaya çıkan bu beklenmeyen siyasi şiddetin barışçıl bir çözümünü gerektirmektedir. Bu yüzden, Bangladeş’teki durumun olumlu yönde değişmesi ve siyasi karışıklığın barışçıl bir ortama evrilmesi önem arz etmektedir. Bangladeş’teki bu şiddetli çatışma sarmalından kurtulmak için çeşitli süreçlere ihtiyaç vardır.

Bununla birlikte, eleştirmenler Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina’nın halkı “ülkenin kalkınma sürecini sürdürmesi” için Awami İttifakı’na oy vermeye çağırmasını kaygıyla karşılamaktadırlar. Ancak bazı Bangladeşler yaptıkları konuşmalarda, 2001-2006 yılları arasında BNP iktidarında her şeyin “10 kat daha kötü” olmasına rağmen artık değişim zamanının geldiğini ifade etmekten çekinmemektedirler.

Saygı duyulan bir hukukçu olan ve muhalefetin liderliğine soyunan Kemal Hüseyin “Nikkie Asian Review” a verdiği demeçte şu hususları dile getirmiştir: “Güçlü bir ekonomik büyüme yakalandığı görülüyor, ancak bunu hükümete atfetmek yanlış olur. Zira ekonomik başarı, her şeyden önce halkımızın çabaları dahil olmak üzere birçok faktörün sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İnsanların değişimi arzuladığına ve seçimin azıcık özgür ve adil olması halinde muhalefetin kazanabileceğine inanıyorum. Bir koalisyon kurma kararımın amacı insanlara seçimler yoluyla değişim sağlama seçeneği sunmaktı.” Dikkate değer bir ekonomik büyüme sağlayan bir hükümetin normal şartlarda geniş bir desteğe sahip olması gerekir. Ancak 30 Aralık 2018’de icra edilecek ve Başbakan Şeyh Hasina ve iktidardaki Awami İttifakı’nın üst üste üçüncü kez beş yıllık iktidara talip olduğu  genel seçimler öncesinde halk protestoları ve siyasi şiddet artmış vaziyette.

Kaynak: Odhikar, A Human Rights Organizations 2017 Report

 

Kemal Hüseyin liderliğindeki koalisyondan ayrı bir olan muhalifler Hasina’ nın iktidardaki demir yumruğunun adil bir seçimi engelleyeceğini ifade etmektedirler. Her gün muhalif üyelere yapılan keyfi gözaltılar ve fiziksel saldırılara ilişkin haberler, iktidar partisinin elindeki devlet mekanizmasını ve güvenlik güçlerini çıkarları doğrultusunda kullandığını göstermekte. Her ne kadar yeni çıkarılan bir dijital güvenlik yasası tarafından kısmen susturulsa da medyanın yükselen siyasi sıcaklığın etkisinde kaldığı görülmektedir. Bangladeş’te seçimlerin alamet-i farikası, hangi partinin güçlü olduğuna bakılmaksızın, genellikle yaşanan şiddettir. Örneğin, muhalefetteki Bangladeş Milliyetçi Partisi’nin (BNP), hükümetin geçici bir kabine oluşturmayı reddetmesi üzerine boykot ettiği 2014 seçimlerinde yüzlerce kişi hayatını kaybetmiştir.

Kaynak: Odhikar, 9 Aralık 2018

 

Şu anki Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina daha önce asıl rakibi olan siyasetçiyi rekabetin dışına itmiştir. Eski Başbakan ve Muhalefet Lideri Bayan Halide Ziya 2013 yılında önce ev hapsine alınmış, daha sonra da bu yılın Şubat ayında kimsesiz çocuklar için oluşturulan bir fondaki paraları kötüye kullanmaktan beş yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. 1991’den 1996’ya ve 2001’den 2006’ya kadar iktidarda kalan 72 yaşındaki eski başbakan, toplamda 34 suçlama ile karşı karşıya kalmıştır. Oğlu Tarık Rahman, BNP başkanlığını vekaleten sürgünde bulunduğu Londra’dan yürütmektedir. Tarık Rahman, 2004 yılında bir Awami İttifakı mitingine yapılan bombalı saldırıya karıştığı iddia edilerek ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştır. Seçimler yaklaştıkça muhaliflere ve muhalefeti destekleyenlere yönelik tutuklamalar da artmıştır. Bangladeş Milliyetçi Partisi de dahil olmak üzere muhalefet partisi sadece Eylül ayında 4.500’den fazla kişinin tutuklandığını açıklamıştır. Seçim komisyonu, bu ay 300’e yakın BNP adayının aleyhlerindeki suçlamalar nedeniyle seçime katılamayacağına karar vermiştir. Dakka Üniversitesi hukuk öğretim üyesi Asıf Nazrul “Financial Times” a verdiği mülakatta “bazı durumlarda tek bir adaya karşı 100’den fazla dava açıldığını ve bu davaların çoğunun gerçek olgulara dayanmadığını” ifade etmiştir.

Şeyh Hasina birçok başarıya imza atmıştır. İktidarda geçirdiği on yılı aşkın sürede, ekonomi yılda ortalama yüzde 6,3 büyümüştür. Son yıllarda, büyüme hızı hem Hindistan hem de Pakistan’ın büyüme hızına yetişmiş ya da aşmıştır. Ülke, Çin’den toplam 42 milyar dolarlık yatırım çekmiştir. Çocuk ölüm oranları, 1000 canlı doğumda 43 ölümden 26’ya düşmüş, doğurganlık oranları düşmüş ve okula devam oranı yüzde 10’dan fazla artmıştır. Awami İttifakı’ndan Muhammed Şahabüddin, 24 Aralık 2018 tarihinde “Financial Times” a verdiği mülakatta “Awami İttifakı’nın rolünün Şeyh Hasina’nın liderliğinde, Bangladeş’te demokrasiyi, milliyetçiliği ve laikliği sağlamak” olduğunu ve “ülkenin kalkınmaya doğru ilerlediğini” ifade etmiştir.

Son zamanlarda, Şeyh Hasina, Myanmar’daki şiddetli zulümden kaçan 700.000 Rohingya mültecisini ağırladığı için uluslararası toplumdan övgü toplamıştır. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden Bayan Ganguly’ye göre, “tüm başarılarına rağmen Hasina o kadar otoriter hale geldi ki, insanlar ona karşı pozisyon almaya zorlandı. Awami İttifakı artık iktidarı bırakmak durumunda. Çünkü artık zorba olarak görülüyorlar. Güvenlik güçleri keyfi olarak kanunları istedikleri gibi yorumluyor.” Mayıs ayından bu yana yaklaşık 300 yargısız infaz gerçekleşmiştir. Eylül ayında, Awami İttifakı’nın gençlik kolları olan Çatra İttifakı’nın üyeleri Dakka’nın yollarının daha güvenli olması için protesto gösterisi yapan öğrencilere sopalarla saldırmışlardır. Hükümet, yargısız infazları ve eşkıyaca faaliyetlerin sorumluluğunu kabullenmemekte ve öldürülenlerin tutuklamaya karşı gelirken ya da polisin çapraz ateşi neticesinde öldüğünü ve öğrenci protestosunda BNP üyelerinin sorun çıkarmadıklarını iddia etmektedir. Bu süreçte gazeteciler ve yargı da saldırıya uğramıştır. Ancak, Şeyh Hasina’nın en çok eleştiri aldığı konulardan biri de laikliğin aşınmaya uğraması olmuştur.

Sonuç olarak, mevcut durum bize bir yandan Şeyh Hasina’nın ülkeye refah ve ekonomik gelişim sağladığını anlatırken, diğer taraftan demokrasinin erozyona uğradığı ve Bangladeş’teki temel insan hakları ve siyasi ifade özgürlüğünün her geçen gün daha da kısıtlandığını göstermektedir.

 

*İngilizceden çeviren: Dr. Haşim Türker

**PDF İNDİR

BAAM Uzman Araştırmacı - Europa Enstitüsünde Erasmus Araştırmacısı ve Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü doktora adayıdır.

nazmulislamglobal71@gmail.com