TOP
h

Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi

Putin

Rusya’yı Ayağa Kaldıran Lider: Bir Vladimir Putin Portresi

Vladimir Putin geçtiğimiz Mart ayında dördüncü kez Rusya Cumhurbaşkanı seçildi. Oylarının yüzde 77’si seçim hilesiyle şişirilmişti. Bu konu açıkça demokrasinin inkârı olsa da Putin için bir başarı sayılıyor. Kendisi Joseph Stalin’den beri Rusya’yı en uzun süredir yöneten devlet başkanı. Vladimir Putin’in portresini Chatham House araştırmacısı gazeteci Quentin Peel, Montaigne Enstitüsü için kaleme aldı. Fransızca’dan BAAM Kuşak ve Yol Programı Araştırmacısı Rukiye Ünal çevirdi.  

 

Dört yıl ara vererek sadık yardımcısı Dimitri Medvedev’i devlet başkanı olarak görevlendirdiği dönemi de sayacak olursak tam olarak 18 yıldır iktidarda. Yani Leonid Brezhnev’den daha uzun süredir. Putin bu kademeye ulaşmak için muhaliflerini hiç acımadan bertaraf etti. Rus ekonomisinin büyük kısmını kontrol eden oligarkların aklını çeldi ve onları yanına çekti. İktidarı, Kremlin’de olacak şekilde merkezileştirdi. Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından ortaya çıkan kaosu düzeltti ve Rusya’yı yeniden uluslararası siyasetin zirvesine çıkardı.

İsmi neredeyse ülkesinin eş anlamı hâline geldi. Hâlen cesur ve demokratik bir şekilde muhalefet edebilenleri kızdırsa dahi, “Putin’in Rusya’sı” ifadesi yorumcular tarafından sıkça kullanılıyor. Söz konusu Rus lider Dünya Kupası’nın açılış konuşmasını yaparak iletişim anlamında zafer elde etti. Brüksel’deki NATO zirvesinin ardından Donald Trump’ı Helsinki’de ağırladı. Sizce Putin sandığımız kadar etkili ve güçlü mü?

Washington Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde Rusya ve Avrasya birimi direktörü olan Olga Oliker’e göre “Putin’in Rusya’sı Eflatuncu düşünce anlamında modern otokrasinin ideali haline geldi”. Halbuki Putin’in sistemi (buna gerçekten sistem diyebilirsek) tipik Rus özelliklerini taşıyor zira iktidarın kilit pozisyonlarında, katılığa oldukça yakın bir istikrar söz konusu.

Putin yüce otoriteye sahip. Bunu başarmak için ise tutarlılık izlenimi üzerine inşa edilmiş güç yönetim algısı ve propagandadan istifade ediyor. Ayrıca Devlet Güvenlik Komitesi’nden (KGB) daha güçlü ve daha fazla nüfuzu olan Rusya Federal Güvenlik Servisi’nden (FSB) de faydalanıyor. Torpil ve yolsuzluk konusunda herhangi bir engel ve dengenin bulunmadığı ülkede petrol, doğalgaz ve diğer doğal kaynaklar devletin kontrolünde. Hukuk devletine gelinecek olursa, onun amacı bireyi değil devleti korumak. Kremlin ise bu konudaki nihaî hakem. Putin neredeyse kaza sonucu iktidara geldi. 1999’da Boris Yeltsin rejiminin son günlerinde Rus hükümetini yöneten bir dizi geçici ve önemsiz başbakanların sonuncusuydu. The Economist dergisinin genel yayın yönetmeni Arkady Ostrovsky’ye göre “Yalnızca güçlü bir adam gibi görünmesi için iktidara getirildi”. “Putin’in güçlü adam imajıyla eşleşmesi gerekiyordu. Nitekim Yeltsin’e bu şekilde parlatılmıştı”.

Almanca bilmesine ve Perestroyka döneminde Dresden’de görev yapmış olmasına rağmen KGB’de orta sınıf bir istihbarat subayı olarak yaşadığı tecrübesi yeterince “nitelikli” değildi. Ancak 1990’lı yılların başında St. Petersburg’da yabancı yatırımdan sorumlu belediye başkan yardımcısı görevine geldiğinde, Yeltsin ailesine en yakın oligark olarak bilinen Boris Berezovsky tarafından keşfedildi. O zamanlar Putin fazla göze çarpmayan, etkili, güvenilir ve patronu Anatoly Sobchak’a son derece sadık biri olarak bilinirdi.

Tek başına bir imparatorluk olan Kremlin Mülkiyet Daire Başkanlığı’na katılmak üzere davet edildi ve hızla genelkurmay başkanı Yeltsin’in yardımcılığına yükseldi. Ardından da Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) başkanı oldu. 1999’da ise Yeltsin’in kızı Tanya ve eşi Valya Domashev’in iktidarda görevleri bittikten sonra Bertsovsky ile birlikte kendilerini en iyi şekilde koruyabilecek selef olarak atandı. Putin bundan sonra, sadık ama aynı zamanda acımasız olduğunu gösterdi. Yeltsin ve ailesi sağ kaldı ancak Berezovsky medyatik imparatorluğunu kaybeden ve ülkeyi terk etmeye zorlanan ilk oligark oldu. Amansız birer düşman oldular. Rusya Devlet Başkanı, rakibi Bertsovky’ye siyasi sığınma hakkı vermesinden ötürü İngiltere’yi hiçbir zaman affetmedi.

Putin ilk cumhurbaşkanlığı seçimi zaferini 2000’de başbakan olduğu esnada Çeçenistan’da ayrılıkçı isyancılara karşı gerçekleşen sert savaşa borçlu. Bertsovsky ise Putin’in bu savaşa sinizm yoluyla yalnızca seçimde galip gelmek adına katıldığını iddia etmiştir. Her ne olursa olsun, Putin bu savaştan siyaset ve iktidar adına asla unutmayacağı bir dersin yanı sıra popüler bir meşruiyet de elde etti.

Başkanlık döneminin ilk yıllarında Kursk denizaltısının batmasıyla 118 kişinin yaşamını yitirmesi, teröristlerce gerçekleştirilen Moskova tiyatro rehine krizi ve okul baskını, Ukrayna’da Moskova’nın seçtiği cumhurbaşkanını iktidardan alan turuncu devrim gibi yaşanan bir dizi felakete rağmen Putin Kremlin’in güçlü ve tartışmasız adamı olarak ortaya çıktı.

Onun “yönlendirilmiş demokrasi” veya “egemen demokrasi”si tam olarak tek partili bir devlet olmasa da buna çok yakın bir şey.

Ostrovsky onu “Rusya’yı bir kaos ve düzensizlik döneminden sonra dağılmadan kurtarmak için gelen post modern bir çar” olarak tanımlıyor. Putin kendisini siyasetin ve hükümetin üstünde, “Rus halkıyla evli … mucizevi bir şekilde servet kazandıran ve bürokratlarının üzerine iyilik yağdıran” biri olarak tanıtıyor.

Macaristan’da Viktor Orban ve Fransa’da Marine Le Pen gibi liberal demokrasiye meydan okuyan popülist partilerin liderleri Putin’i otoriter rejimin bir modeli, milliyetçiliğin ve muhafazakâr-sosyal değerlerin de şampiyonu olarak görüyor. Ancak gerek Rusya’da gerekse Rusya dışında bulunan demokrasi savunucuları onu nepotizm piramidinin zirvesinde; her türlü muhalifliği acımasızca bastıran ve şahsına karşı konuşmaya cesaret eden potansiyel rakiplerine hapis cezasını, şiddet içeren baskıyı, hatta cinayeti dahi tolere eden kinik bir otokrat olarak görüyor.

Putin, başta Gürcistan ve Ukrayna olmak üzere “yakın yurtdışı” olarak adlandırılan bölgede açıkça rövanşist bir politika yürüttü. Gerçekleştirdiği Kırım ilhakı da ülkede çok popüler oldu. Ayrıca Rusya için sözde “uygun olmayan” her türlü açık ve rekabetçi demokrasiyi doğrudan reddetti. Onun “yönlendirilmiş demokrasi” veya “egemen demokrasi”si tam olarak tek partili bir devlet olmasa da buna çok yakın bir şey. Zira “Birleşik Rusya” partisi finansman, medyaya erişim ve idarî destek bakımından fazlasıyla nemalanıyor. Dolayısıyla partisi kamu politikaları öneren bir parti değil, iktidarın partisi.

Putin Sibirya’nın engin doğal kaynaklarının israfından bu yana çeşitlilik kazanamayan sıkıntılı bir ekonomiye başkanlık ediyor. Bir avuç oligark ve iş adamı hâlâ ilginç ve haksız şekilde zengin. Yeltsin dönemi ile arasında tek fark ise söz konusu zenginlerin ve çocuklarının Cumhurbaşkanıyla yakın ortak olmaları. Aslında Yukos petrol imparatorluğunun eski başkanı Mikhail Khodorkovsky’nin tutuklanması ve hapsedilmesinden bu yana “zenginler” ayrıcalıklarını ve hayatta kalmalarını Kremlin’in neo-çarına borçlu olduklarının farkındalar.

Putin’in tarih okumasını Rus milletinin üç ana direği renklendiriyor: ortodoksluk, otokrasi ve milliyet.”

Uzun yıllardır kamu tarafından tanınan bir yüz olmasına rağmen, Putin’in kişiliği ve düşünceleri hâlâ yoğun tartışma ve spekülasyon konusu. Bu durum kariyerine Devlet Güvenlik Komitesi’nde (KGB) başlayan biri için şaşırtıcı olmayabilir. Vladimir Putin’in vizyonu neredeyse tamamen KGB’deki eğitimi ve tecrübesinden etkileniyor. Her şeyden önce devletin hayati önemine ve merkezi rolüne inanıyor (“gosudartsvo”). Bu ise Rus milletinin üç ana direğine verdiği önemle tutarlı bir inanç. Rus milletinin üç ana direği: Ortodoksluk (yani, Rus Ortodoks Kilisesi), otokrasi (çarın mutlak gücü) ve yurttaşlık (“narodnost” – “narod”dan türetilen, “insanlar” anlamına gelen bir kelime – Almanca’da das Volk).

KGB eğitiminden kendisine kalan bir diğer özellik ise komplo teorilerine olan sevgisi. Putin’e göre bu dünyada her şey ancak bir plan doğrultusunda vuku buluyor. Nitekim bu inancı benimseyen çok sayıda Rus vatandaşı da var. Özellikle de en muhafazakâr milliyetçiler. Putin’in ve milliyetçi Rusların bu düşüncesi, Batı’nın ve özellikle ABD’nin ülkelerini mütemadiyen istikrarsızlaştırmaya çalıştıkları fikrini besliyor.

Putin, ABD’nin gizli operasyonlarla Ukrayna’daki Rus etkisine karşı halk ayaklanmasına sebep olduğunu iddia ediyor (2004’teki Turuncu Devrim ve 2013’te Maidan’ın Viktor Yanukoviç’i deviren protestolar). Esasında böyle bir durumda KGB de aynısını yaparak halkı ayaklandırırdı.

Bazı kişisel tecrübeler de Putin’in katiyetle savunduğu inançlarını etkiledi. Doğu Alman komünist sisteminin sokak gösterileri karşısında yıkıldığını görmek, Ukrayna’daki Turuncu Devrim ve Gürcistan’daki Gül Devrimi sırasında aynı protesto dalgalarına şahit olmak onu bu duruma karşı duyarsız bırakmadı.

“Renkli devrim” gibi bir olgunun Rusya sokaklarında meydana gelebileceği düşüncesi onu dehşete düşürdü. Bu yüzden Soros Vakfı ve ABD menşeli demokrasi yanlısı ajanslar gibi yabancı ülkeler tarafından finanse edilen sivil toplum kuruluşlarını bastırmak konusunda tereddüt etmedi.

Korkuyu saygı elde etmenin en iyi yolu olarak görüyor. Ayrıca şiddet bunu mümkün kılıyorsa tolere edebiliyor.

Vladimir Putin’in bir diğer motivasyonu da Sovyetler Birliği’nin yıkılışı ve Boris Yeltsin’in kaotik hükümeti tarafından tahrip edildiğini gördüğü Rusya’yı uluslararası sahnede eski güç ve prestijine ulaştırmak. KGB menşeli bir devlet adamı olarak korkuyu saygı elde etmenin en iyi yolu olarak gören Putin, gerekirse bu konuda şiddeti de tolere edibliyor. Nitekim güçlü muhalefet lideri Boris Nemtsov’un nerdeyse Kremlin’in duvarı dibinde gerçekleşen suikastı konuya uygun bir örnek.

Peki, dünyada Rusya dışında başka bir yerde uygulanabilecek bir “Putin modeli” veya “Putin sistemi” var mı? Hayır. Sovyetler Birliği’nin kendine özgü tarihi ve çöküşü sonrasında zuhur eden bu model öylesine Rus ki ihracı mümkün değil.

İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Sir Andrew Wood, “Putin bir sistem kurmadı, hükümetin bağımsız organlarının herhangi bir politika yürütmesini engelleyen bir durum yarattı” diyerek eleştiride bulunmuştu.

Bu sözler Putin’in mezar taşında görmek isteyeceği yazı olmaktan çok uzak.

 

*PDF İNDİR