TOP
h

Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi

Çin – Afrika İlişkileri: İlişkilerin Tohumlarının Yeşermesi

Geçtiğimiz yazıda[1] Çin-Afrika ilişkilerinin köklerini ele alarak tarihte Çin milletinin ilk olarak hangi dönemlerde, nasıl ve kimler aracılıyla Afrika ile ilişkiler kurduğunu, kurulan ilişkilerin tohumlarının günümüzde ne meyveler verdiğini ve vereceğini genel hatlarıyla açıklamaya çalışmıştım. Bu yazıda kurulan bu ilişkilerin potansiyelinin nasıl aksiyona döndüğü incelenecektir.

Çin’in 1978’de ‘’dışa açılım’’ politikasıyla beraber 1980’lerde başlayan Çin’in “yeni dış politikası”, zamanında Afrika ile kurulan ilişkileri yeniden canlandırmıştır.[2] Çin tarihine bakıldığında Afrika ülkeleri ile kurulan ilişkilerin keşifsel, ideolojik ve ekonomik olarak belli kademelerden geçtiği ve günümüzde de ekonomik pragmatizme doğru kaydığı görülmektedir. Çin dışa açılım sonrası Afrika ülkeleriyle dostane ilişkiler kurmaya çok önem vermiştir.

Dönemin Çin Başbakanı Zhou Enlai’ın (周恩来) 1963-1964 yıllarında gerçekleştirdiği 10 Afrika ülkesi ziyaretinde temelleri atılan 5 önemli ilke, bugün halen Çin-Afrika İlişkilerinin temel ilkeleri konumundadır. Bu ilkeler sırasıyla şu şekildedir;

  1. Afrika ve Arap ülkelerinin halklarının emperyalizme karşı mücadelesini, ulusal bağımsızlıklarını desteklenmesi,
  2. Afrika ve Arap ülkelerinin tarafsız konumlarının desteklenmesi,
  3. Afrika ve Arap ülkelerinin birlik ve beraberliklerinin kendi seçtiği yöntemlerle, özgürce gerçekleştirmelerinin desteklenmesi,
  4. Afrika ve Arap ülkelerinin aralarındaki anlaşmazlıklarını barışçıl yollarla çözülmesinin desteklenmesi,
  5. Afrika ve Arap ülkelerinin egemenlik haklarının diğer tüm ülkeler tarafından saygı görmesi ve herhangi bir dış müdahaleye karşı çıkılması[3]

Aralık 1982 – Ocak 1983 tarihlerinde Çin Başbakanı Zhao Ziyang (赵紫阳) 11 Afrika ülkesini ziyaret etmiştir. (Mısır, Cezayir, Fas, Gine, Zaire(Bugün Kongo Demokratik Cumhuriyeti), Kongo, Zambiya, Zimbabve, Tanzanya, Kenya ve Gabon). Başbakan Zhao, Tanzanya’nın en büyük şehri ve Batı Afrika’nın en büyük ticaret merkezlerinden biri olan Darüsselam’a yaptığı ziyarette geçmişte Başbakan Zhou Enlai’ın gibi ilişkileri ilkeselleştirmek adına ilişkilerde önemli rol oynayan dört ilkeyi açıklamıştır. Bunlar sırasıyla karşılıklı Eşitlik ve Saygı; Karşılıklı Faydacılık; Çok Yönlü İletişim Kanallarının Kurulması ve Ortak Kalkınmadır.[4]

Karşılıklı eşitlik ve saygı ilkesi kapsamında iki taraf ekonomik ve teknoloji alanlarında işbirliklerinin temelini atacaklardır. Aynı zamanda karşı tarafın iç işlerine karışmaması, ülkenin egemenliğe saygı gösterilmesi ve kapitülasyonlardan kaçınılmasının altı çizilmiştir. Karşılıklı Faydacılık İlkesi kapsamında, teknoloji paylaşımı ve kısa zamanda çok getiri sağlayacak alanlara yönelmenin ekonomik açıdan faydası vurgulanmıştır. Çok Yönlü İletişim Kanallarının Kurulması noktasında ilişkileri diplomatik arenadan başkan alanlara taşıyabilecek; teknoloji alanında çalışabilecek teknik ve yönetim personelinin eğitimi, inşaat projeleri, kooperatif yatırımlar, akademik değişimler ve diğerleri potansiyel alanlar dahil olmak üzere çeşitlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu projelerin gerçekleşmesinde Çin tarafı, projelerin gerçekleşmesi noktasında kendisini garantör olarak tanıtmıştır. Bunun yanın sıra, Çin şirketlerine özel muamele istemediklerini her fırsatta belirtmiştir. Son olarak bütün bu gelişmelerin sonucunda Ortak Kalkınmanın gerçekleşmesi ve iki tarafın milletlerinin gelişen ekonomileriyle ilişkilerini sıkılaştırması ön görülmüştür.[5]

Böylelikle Çin – Afrika arasındaki ticari ve ekonomik işbirliği o günden bu yana yeni bir boyut kazanmıştır. 1990’ların değişen uluslararası konjonktürüne paralel olarak, Çin-Afrika ilişkilerini güçlendirmek adına Çin Devlet Başkanı Yang Shangkun(杨尚昆) 1992’de Fas, Tunus ve Fil Dişi Sahili’ne yaptığı ziyarette Çin’in Afrika ülkelerinin devlet egemenliğine ve ulusal bağımsızlıklarına, gelişen ülke ekonomisine destek olacağını belirtmiş, Çin’in Afrika ülkelerinin kendi siyasi yönetim şekline ve düzenine saygı duyacağının altını çizmiştir. Ziyaretin diğer bir önemli yanı ise Çin devlet başkanın ilk kez Tunus ve Fil Dişi Sahiline ziyaret etmesidir. Çin devletlerarası çatışmaların çözümüne, yeni işbirlikleri ve ittifakların geliştirilmesine destek olacaklarını belirtmiştir. [6] Çin’in mevcut Afrika politikası, Afrika ülkelerinde barışa, istikrara, ve gelişmelere destek olma söylemi üzerine inşa edilmiştir. Ziyaret tıpkı diğer ziyaretler gibi bazı ilkelerle taçlandırılmıştır. Belirlenen altı ilke sırasıyla şöyledir;

  1. Çin, Afrika ülkelerinin ulusal egemenliği ve bağımsızlığı destekleyecek, dış müdahalelere karşı duracak ve Afrika ülkeleriyle ekonomik işbirliklerini geliştirme çabalayacaktır.
  2. Çin, her bir Afrika ülkelerinin kendi yönetim şekline ve kalkınma şekline saygı gösterecektir.
  3. Çin, Afrika ülkelerinin birliğini ve işbirliklerini destekleyecek, anlaşmazlıkları barışçıl görüşmelerle çözüm getirilmesini noktasında çalışacaktır.
  4. Çin, Afrika’nın birlik beraberliğini destekleyecek, istikrarı, huzuru korumak ve ekonomik entegrasyonu gerçekleştirmek adına çaba sarf edecektir.
  5. Çin, Afrika ülkelerini uluslararası toplumun eşit birer üyeleri olmalarını destekleyecek; uluslararası toplumun ve ekonominin birer parçaları olmaları adına çalışacaktır.
  6. Çin, Afrika ülkeleri ile karşılıklı olarak ülke bütünlüğüne saygılı, iç işlere müdahaleden uzak, eşitlik ilkesi üstünde dostane ilişkiler geliştirecektir. [7]

Çin-Afrika[8]

Öte yandan konuyu batı yönünden ele almak gerekirse, 1989 Tiananmen Meydanı Protestoları sonrası Çin’in batıyla çıktığı balayı serüveni erken sona ermiştir. Batı tarafından dışlanan, yaptırımlara uğrayan Çin, dış politikada teselliyi Afrika ülkelerinde bulmuştur. Bu vesileyle Çin’in Tayvan politikasında attığı adımlar da hızlanmıştır. Buna en iyi örnek olarak Afrika’nın en liberal ülkelerinden olan Güney Afrika’nın Tayvan’ın en önemli ekonomik ve siyasi ortaklarından biriyken 31 Aralık 1997’de Çin Cumhuriyeti (Tayvan) ile olan diplomatik ilişkilerini kesmesi gösterilebilir. [9] Bugün sadece tek bir Afrika ülkesi (Esvatini Krallığı) Tayvan ile diplomatik ilişkilerini sürdürmektedir.[10] Bu tablo bize Çin-Afrika ilişkilerinin kat ettiği mesafeyi göstermektir. 1990’lı yıllar Çin’in Afrika’daki nüfuzunu arttırmasında büyük bir fırsat sunmuştur, başka bir deyişle Amerika Birleşik Devletleri öncülüğünde dünya ülkelerinin Çin’e uyguladığı yaptırımlar sonucu yalnız kalan Çin, bu durumdan en kârlı şekilde çıkmayı bilmiştir. Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte Batı’nın Afrika’ya olan ilgisinde gözlenen azalma, Çin için Afrika’daki siyasi ve ekonomik bağlarını güçlendirme adına çok büyük bir fırsat haline dönüşmüştür. Yukarıda bahsedildiği gibi, Çin bu fırsatı hem ‘Tayvan Sorunu’, hem de gittikçe artan doğal kaynak ihtiyacını gidermek adına iyi değerlendirmiştir . Pekin son yıllarda pürdikkat Afrika’nın potansiyeline odaklanmış durumdadır.

 

Soğuk Savaş Dönemi İlişkiler

Çin-Afrika ilişkilerinin yoğunlaşma dönemi Soğuk Savaşın sert rüzgarlarının esmeye başladığı 1950’li yıllardır. 1955 yılında Endonezya’da düzenlenen Bandung Konferansı’na birçok gelişmekte olan, geçirdiği sömürgeci politikalar yüzünden milliyetçi eğilimde olan ve soğuk savaş politikaları karşısında kendi ulusal egemenlik ve çıkarlarını korumaya çalışan ülkeler katılmıştır. 1961’de Bandung Konferansını bir dizi konferans izlemiştir ve sonuç olarak ‘Bağlantısızlar Hareketi’ ortaya çıkmıştır. [11] Aynı zamanda Afrika’nın büyük bir bölümü bu süreçte bağımsızlığını kazanmış ve bu harekete dahil olmuşlardır.

Bağlantısızlar  Hareketi (NAM), Soğuk Savaş yıllarında, sömürge sisteminin çöktüğü ve kolonileştirilmiş Afrika, Asya, Latin Amerika, Karayipler ve dünyanın diğer bölgelerindeki halkların özgürlüklerini kazandıkları yıllarda kurulmuştur. Günümüzde Bağlantısızlar Hareketi , 120 üyesiyle Birleşmiş Milletlerden sonra gelen en büyük koordinasyon ve danışma platformudur. Üye ülkeler 17 ülke ve 10 Uluslararası Örgüt gözlemci statüsündedir.[12]

“Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi ve Bağlantısızlar grubunun en büyük uluslararası etkisi olan üyesi (gözlemci) olan Çin, gelişmekte olan ülkelerin de facto lideri olarak ortaya çıkmıştır. Çin Komünist bir ülke olmasına rağmen Sovyetler Birliği’ni ve Amerika Birleşik Devletleri’ni neo-sömürgeci ilan etmiştir.”[13] Bu şekilde Çin kendini gelişmekte olan dünyaya geçmişte ‘Aşağılanma Yüzyılı’ gibi tecrübeleriyle sömürülmüş ama özgürlüğünü kazanmış örnek bir ülke ya da bir ortak olarak sunmuştur.

Çin-Afrika

(Dünya Halklarının Amerikan Emperyalizmine Karşı Mücadelesi Zaferle Sonuçlanacaktır)[14]

 

“Günümüzde dahi Çin’in dış politika açıklamalarında Çin’in geçirdiği tarihsel tecrübelere gönderme olarak Batılı ülkeler ve Japon İmparatorluğu tarafından aşağılanmışlığa yer verilmektedir. Bu bağlamda Bandung Konferansı, Çin’in Dünya’ya özgürlük savaşları konusunda, 1950’lerdeki Afrika politikalarında ve 1990’daki Soğuk Savaş’ın son zamanlarındaki duruşunu sembolize etmektedir.”[15]

“Bu dönemde Çin, Afrika’da Cezayir, Angola, Zimbabve, Mozambik, Gine ve Namibya gibi ülkelerdeki özgürlük savaşçılarına askeri eğitim, istihbarat ve silah yardımında bulunmuştur. [16] Hatta Afrika Ulusal Kongresi’ne ve Apartheid (Irkçı) Güney Afrikalılar karşısında Güney Afrika’nın Pan Afrika Kongresine destek vermiştir.[17] Bu politika birçok genç Afrikalıyı milliyetçi hareketlere yönetmiştir. Bu duruma örnek olarak Gana’dan Kwame Nkrumah, Mısır’dan Cemal Abdülnasır, Tanzanya’dan Julius Nyerere ve Fas’tan Kral Hasan gösterilebilir.”[18]

“Afrika Soğuk Savaş döneminde Amerika Birleşik Devletleri, Sovyetler Birliği ve Çin’in Soğuk Savaş’ta hareket alanı haline gelmiştir. 1961-1965 Kongo Krizi Çin’in o zamanlardaki Afrika politikaları hakkında bize ipuçları sunmaktadır. Kongo’nun zengin bakır kaynakları için Askeri ve sivil alanda süper güçlerle mücadele etmenin yollarına arayan Mao Zedong, 1964’de ‘’Eğer Kongo’yu elde edersek, Afrika’yı elde etmiş sayılırız, Kongo bizim Afrika’ya geçiş yolumuzdur’’ demiştir.[19][20]

“Çin’in Afrika’ya sömürgeciliğin pençesinden kurtulması için yaptığı yardımlar göz ardı edilemeyecek kadar çoktur. Örneğin Afrika’daki özgürlüğün babası olarak bilinen Gana’dan Kwame Nkrumah, Çinli askeri danışmanları kıtanın dört bir yanından gelen özgürlük savaşçılarını eğitmesi için bizzat davet etmiştir.[21] Çin ayrıca 1966’ta dağıtılan Gana Atom Enerjisi Kurumu’nun yeniden kurulmasına yardım etmiştir.[22][23]

“Çin Devlet Başkanı Mao’nun devrimlerinden Büyük İleri Atılım Devriminin gerçekleştiği yıllarda Çin, ekonomik alanda birçok kıtlığa rağmen, kademeli olarak sanayileşmiştir. Çin birçok yönüyle Afrikalı liderlerin gözünde model bir ülke olmuştur. Tanzanya kalkınma noktasında “Ujamaa”  projesinin uygulanmasını ve Tanzanya’nın ilk Devlet Başkanı Julius Nyerere’nin Kolektif Tarım Projesi ve Gana sanayileşme yönüyle Çin’i örnek almıştır.[24] [25]  [26] Fakat Çin gibi Çin’in Büyük Atılımını takip eden Afrika ülkeleri de ironik bir şekilde aynı sonuçla karşılaşmıştır.”[27]

“1950-1990’lı yıllarda Çin birçok Afrika ülkesine ortak projeler için düşük faizli kredi teklifinde bulunmuştur. Buna en önemli örnek daha önce de değinilen (TAZARA) Tanzanya-Zambiya Demiryolu Projesi gösterilebilir. Bakır üretici Zambia, denize sınırı olmadığı için, ürünlerini dış dünyaya Tanzanya limanı üzerinden ulaştırıyordu. Verimi artırmak adına Tanzanya-Zambia arasında demir yolu hattı kurmak isteyen Zambia, bunun için Dünya Bankasından 400 Milyon dolarlık kredi başvurusu yaptı ama Dünya Bankası bu teklifi reddetti. Bunun üzerine Çin de bunu fırsat bilerek otuz yıllık faizsiz kredi ile girdiği bu projeyi 1975 yılında tamamlamıştır. TAZARA demiryolu sadece politik değil aynı zamanda da Pekin’in ekonomik anlamda da kendini Afrika’ya sunduğunun göstergesidir.”[28]

“Sosyalist eğilimli olan Nyerere 1967 yılında bir imza töreninde ‘’Bu dünyada para sadece kırmızı ve mavi. Ben kendi yeşil parama sahip değilim, parayı nereden bulabilirim? Ben Soğuk Savaş’ta herhangi bir pozisyon almıyorum, tek istediğim ülkemi inşa etmek için para’’ demiştir. Zambiya’nın kapitalist eğilimli Cumhurbaşkanı Kenneth Kaunda ise ‘’Eğer batılı sanayileşmiş toplumlar Afrika’yı boşlarlarsa, Doğu, yakında kıtaya hakim olacak’’ demiştir. Bu öngörü 1990’ların sonlarında gerçek olmuştur. Kısacası bu kısmı özetlemek gerekirse, Çin’in Soğuk Savaş dönemi Afrika politikaları kıta özgürlüğü ve neo-kolonicilik etkilere odaklanmadan ileri gidememiştir.”

“İlginçtir Çin, Afrika’da özgürlük hareketlerine verdiği destek sırasında, askeri ve diplomatik alanlarda birçok fiyaskoyla karşı karşıya kalmıştır. Amerika Birleşik Devletleri başkanı Nixon’un 1972’deki Pekin ziyareti sonrası başlayan yakın ilişkiler sonucu olarak, Çin, Angola İç Savaşı’nda (1975-2002) Sovyetler ve Küba’ya karşı Amerika Birleşik Devletleri ve Apartheid (Irkçı) Güney Afrika’nın yanında oldu. (Apartheid, Afrika dilinde ayrılık anlamına gelmektedir. Güney Afrika Cumhuriyeti’nde 1948-1994 yılları arasında, Ulusal Parti hükümeti tarafından uygulanan ırkçı ayrımcılık sistemidir) “[29]

“Angola’daki iç savaşla beraber yirmi yılı aşkın süredir Afrika halkının kınayarak baktığı Apartheid ve Batı emperyalizmine, Çin vekil gibi davranarak birçok Afrika liderini hayal kırıklığına uğrattı. Bu durum Çinli uzmanlar tarafından Çin-Sovyetler arasındaki savaş olarak nitelendirilmiştir. Çoğu Afrika ülkeleri protesto için Çin ile diplomatik ilişkilerini kesti ve Pekin kısaca Tayvan’ın bağımsızlığı konusunda Birleşmiş Milletler Afrika desteğini kaybetti. Sonunda, iç savaşta Sovyet destekli grup Amerika Birleşik Devletleri, Çin Halk Cumhuriyeti ve Güney Afrika destekli ‘Angola Kurtuluşu için Ulusal Birlik’ (UNITA)’yı yendi. Bu fiyaskodan sonra Çin neredeyse Afrika’dan geri çekildi. Fakat Afrika’dan vazgeçmeyen Çin, Soğuk Savaş’tan sonra güçlü bir ticaret ortağı olarak Afrika’ya tekrar geri dönmüştür.” [30] [31]

UNITA:  Angola’daki siyasi partilerden biridir. Açılımı “Angola Kurtuluşu için Ulusal Birlik” anlamına gelmektedir.

 

Kaynaklar

[1] http://bogaziciasya.com/cin-afrika-iliskilerinin-kokleri/

[2]贺文萍 (1999). “面向21世纪的中非关系”, 中国社会科学院西亚非洲研究所:28

[3] 赵儒林(2000). “中非关系50年大事记(1949~1999)”, 西亚非洲: 73

[4]赵儒林(2000). “中非关系50年大事记(1949~1999)”, 西亚非洲: 74

[5]丁丽莉(2003). “中国与非洲关系大事记”, 中国现代国际关系研究所西亚非洲研究室

[6]卢劲 (1992). “中国与非洲国家关系中的大事——杨尚昆主席出访非洲三国”, 瞭望周刊:1

[7]汪树民(2010) “驳西方对中国在非洲搞新殖民主义的指责”, 广东海洋大学:2

[8] African in Chinese Communist Propaganda, (http://rebloggy.com/post/african-africa-china-chinese-propaganda-mao-zedong-colonization-imperialism-ccp/71398835866), (Son Erişim Tarihi 22 Haziran 2019)

[9] 中華民國外交部 (2014). “第三項 我國與非洲地區國家關係”; 135 (http://multilingual.mofa.gov.tw/web/web_UTF-8/almanac/almanac2014/08.pdf), (Son Erişim Tarihi 22 Haziran 2019)

[10]中華民國外交部, “Diplomatic Allies”, (https://www.mofa.gov.tw/en/AlliesIndex.aspx?n=DF6F8F246049F8D6&sms=A76B7230ADF29736), (Son Erişim Tarihi 21 Haziran 2019)

[11] 高志平,程晶, 魏楚楚 (2018). “中国对不结盟运动的态度及其变化(1961-1991)——以《人民日报》为中心的考察”, 决策与信息:13

[12] The Non-Aligned Movement (2019).  “About NAM”, (https://mnoal.org/nam-about/), (Son Erişim Tarihi 22 Haziran 2019)

[13] Ousman Murzik Kobo (2013). “A New World Order? Africa and China”, Orginis Current Events in Historical Perspective, The Ohio State University –Miami University. Vol6. Issue8 (https://origins.osu.edu/article/new-world-order-africa-and-china), (Son Erişim Tarihi 23 Haziran 2019)

[14] African in Chinese Communist Propaganda, (http://rebloggy.com/post/african-africa-china-chinese-propaganda-mao-zedong-colonization-imperialism-ccp/71398835866), (Son Erişim Tarihi 22 Haziran 2019)

[15] Ousman Murzik Kobo (2013). “A New World Order? Africa and China”, Orginis Current Events in Historical Perspective, The Ohio State University –Miami University. Vol6. Issue8 (https://origins.osu.edu/article/new-world-order-africa-and-china), (Son Erişim Tarihi 23 Haziran 2019)

[16] Patrick Chabal (1981), “National Liberation in Portuguese Guinea, 1956-1974”:90

[17] Samuel Ramani (2018). “Can China Burnish Its Image in South Africa?”, (https://thediplomat.com/2018/08/can-china-burnish-its-image-in-south-africa/), (Son Erişim Tarihi 22 Haziran 2019)

[18] Ousman Murzik Kobo (2013). “A New World Order? Africa and China”, Orginis Current Events in Historical Perspective, The Ohio State University –Miami University. Vol6. Issue8 (https://origins.osu.edu/article/new-world-order-africa-and-china), (Son Erişim Tarihi 23 Haziran 2019)

[19] United African Organization (2008). “Why the African Advocate?”, 3. (http://uniteafricans.org/wp-content/themes/uao/aa-issues/AA-Issue1.pdf), (Son Erişim Tarihi 23 Haziran 2019)

[20] Ousman Murzik Kobo (2013). “A New World Order? Africa and China”, Orginis Current Events in Historical Perspective, The Ohio State University –Miami University. Vol6. Issue8 (https://origins.osu.edu/article/new-world-order-africa-and-china), (Son Erişim Tarihi 23 Haziran 2019)

[21] China Daily (2012), “China-Africa relations”, (https://cpcchina.chinadaily.com.cn/2012-02/02/content_14526996.htm) ,(Son Erişim Tarihi 23 Haziran 2019)

[22] Richard Stone (2017). “A Nuclear Revival in Ghana” ,( https://pulitzercenter.org/reporting/nuclear-revival-ghana), (Son Erişim Tarihi 23 Haziran 2019)

[23] Ousman Murzik Kobo (2013). “A New World Order? Africa and China”, Orginis Current Events in Historical Perspective, The Ohio State University –Miami University. Vol6. Issue8 (https://origins.osu.edu/article/new-world-order-africa-and-china), (Son Erişim Tarihi 23 Haziran 2019)

[24] E. McHenry Jr.(1976). “The Ujamaa Village in Tanzania: A Comparison with Chinese, Soviet and Mexican Experiences in Collectivization”: 349

[25] Priya Lal (2013). “Maoism in Tanzania:Material connections and shared imaginaries”:98

[26] Mzukisi Qobo & Garth le Pere(2018). “The Role of China in Africa’s Industrialization: The Challenge of Building Global Value Chains”:221

[27] Ousman Murzik Kobo (2013). “A New World Order? Africa and China”, Orginis Current Events in Historical Perspective, The Ohio State University –Miami University. Vol6. Issue8 (https://origins.osu.edu/article/new-world-order-africa-and-china), (Son Erişim Tarihi 23 Haziran 2019)

[28] Ousman Murzik Kobo (2013). “A New World Order? Africa and China”, Orginis Current Events in Historical Perspective, The Ohio State University –Miami University. Vol6. Issue8 (https://origins.osu.edu/article/new-world-order-africa-and-china), (Son Erişim Tarihi 23 Haziran 2019)

[29] Ousman Murzik Kobo (2013). “A New World Order? Africa and China”, Orginis Current Events in Historical Perspective, The Ohio State University –Miami University. Vol6. Issue8 (https://origins.osu.edu/article/new-world-order-africa-and-china), (Son Erişim Tarihi 23 Haziran 2019)

[30] Steven F. Jackson (1995). “China’s Third World Foreign Policy: The Case of Angola and Mozambique, 1961-93 ” Cambridge University Press :413

[31] Ousman Murzik Kobo (2013). “A New World Order? Africa and China”, Orginis Current Events in Historical Perspective, The Ohio State University –Miami University. Vol6. Issue8 (https://origins.osu.edu/article/new-world-order-africa-and-china), (Son Erişim Tarihi 23 Haziran 2019)

 

*PDF İNDİR

BAAM Kuşak ve Yol Programı Araştırmacısı

107252027@nccu.edu.tw