TOP
h

Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi

Xi ve Abe

Çin-Japonya İlişkisinin Garantörleri: Xi ve Abe

2012’de yaşanan Senkaku/Diaoyu Adalar Krizi sonrasındaki süreçte yaşanan gerginlikle birlikte iki ülke arasındaki ilişkilerin olumlu seyri, “Yükselen Çin” ve “Kuzey Kore Tehdidi” paradigmalarına rağmen hem ekonomik hem askeri alanlarda devam etmektedir. Peki söz konusu başarının sırrı nerede yatmakta? Çinli lider Xi ve Japon lider Abe milliyetçi söylemler ile kendi seçmenlerinden oy toplasalar da dış politikadaki durum oldukça farklı.

Xi Jinping, Çin’in çıkarlarını korumak amacıyla her türlü tedbiri almakta çekinmediği gibi diğer ülkelerin ara yolu bulmak amacıyla iş birliği tekliflerini de hiçbir zaman reddetmedi. Xi’nin 2014 yılında diplomasi yolunu açmasıyla birlikte Çin-Japonya ilişkileri ilerleme kaydetmiş, bu tutuma karşı Japon lider Abe ise Çin’e diplomatik ziyaretler düzenleyerek cevap vermiştir. İki liderin bu tutumu hem ekonomik hem askeri anlamda Çin-Japonya iş birliğini kuvvetlendirmiştir. Shinzo Abe ise genellikle Çin karşıtı olarak yaftalanmasına karşın ikinci başbakanlık döneminde bu milliyetçi söylemlerinden biraz da olsa geri adım atmış, daha yumuşak bir dış politikaya yönelmiştir.

2012 yılında Senkaku/Diaoyu Adalar Krizi’ndeki milliyetçi tutumu Abe’ye seçimlerde zafer yolunu açmışsa da, dış politikada Çin’e karşı olan bu ısrarından vazgeçmiş, sınır sorunlarının iki ülke ilişkilerine zarar vermemesi gerektiğini söylemiştir.

S.Abe’nin 2014 yılında Kuşak ve Yol Girişimi’ne desteklerini açıklamasıyla ivme kazanan Japonya-Çin ilişkileri ekonomik ve askeri anlamda da genişleyerek devam etmiştir. Bölgesel çatışmaları bırakıp ortak bir yol izleme politikası hem Xi hem de Abe için hayati bir önem taşımaktadır. Büyüyen Çin, siyasi odağını değiştirmek ve yerel ölçekte ikili ilişkileri geliştirerek ekonomik büyümesini sürdürmeyi hedeflerken, Japonya ise Çin’in askeri ve ekonomik olarak artan gücüne yetişmek istemektedir.

Japonya-Güney Kore Gerilimi: Tehditler ve Fırsatlar

İki liderin varlığı Çin-Japonya arasındaki güveni pekiştirmesi, işbirliğini her alana yayması anlamında güven verici olmasa da, ilişkilerdeki mevcut istikrarın sürdürülmesi gelecekteki kesin çözümler ve adımları mümkün kılacaktır. Gitgide silahlanan Kore Adası, değişen küresel düzen ve ülkelerin güvenlik endişeleri göz önüne alındığında Çin-Japonya ikili ilişkilerinin hem bölgesel hem de küresel ölçekte önemi daha net ortaya çıkmaktadır.

 

Kaynak: EastAsiaForum

BAAM Araştırmacısı

burak.emeksiz@alumni.boun.edu.tr