Stockholm
15 Aug, Thursday
18° C
TOP
h

Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi

ABD

Çin’in Küresel Etkisinin ABD Savunmasına Etkileri

Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı tarafından Aralık 2018’de yayınlanan “Çin’in Genişleyen Küresel Etkisinin ABD Savunmasına Etkileri Üzerine Değerlendirme” (Assessment on U.S. Defence Implications of China’s Expanding Global Access) başlıklı rapor, ABD’nin Çin’e bakışını yansıtan önemli bir belge olmanın yanı sıra son yıllarda Çin’in askeri ve askeri olmayan tüm küresel angajmanlarının bir özetini de barındırmaktadır.

Raporda, Çin’in özellikle 2000’li yıllarda başlayan ve son yıllarda ivme kazanan yükselen gücü iki temel başlıkta ele alınmıştır: askeri ve askeri olmayan faaliyetler. Her ne kadar her iki faaliyet alanının örtüşen çok fazla boyutu olduğu vurgulanmış olsa da Savunma Bakanlığı’nın raporun büyük bölümünde askeri olmayan boyutlara daha fazla yer vermesi raporu daha da ilgi çekici bir hale getirmektedir.

Rapora göre, Çin’i yöneten Çin Komünist Partisi’nin önde gelen stratejik hedefleri şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Komünist Partisi’nin varlığını sonsuza dek sürdürmek,
  • İç istikrarı sağlamak,
  • Ekonomik büyüme ve gelişimi devam ettirmek,
  • Ulusal egemenliği ve ülkesel bütünlüğü savunmak,
  • Çin’in büyük güç statüsünü sağlama almak ve nihayetinde bölgesel üstünlüğü tekrar kazanmak,
  • Çin’in uluslararası çıkarlarını korumak.

Çin’in Stratejik Hedefleri

Çin, tüm bu hedeflerini “Çin Rüyası” başlığı altında birleştirmiş ve Çin Komünist Partisi’nin kuruluşunun 100. yılı olan 2021’de “müreffeh toplum”, Çin’in kuruluşunun 100. yıl dönümü olan 2049 yılında ise “müreffeh, güçlü, demokratik, gelişmiş, uyumlu ve modern sosyalist bir ülke” hedeflerini gerçekleştirmeyi planlamıştır.. Çin devlet başkanı Xi Jinping, 2017 Ekim’de icra edilen 19. Parti Kongresi’nde, 2035 yılına kadar Çin’in “inovasyon tabanlı” ülkelerden biri olma hedefini de ilave olarak ifade etmiştir.

ABD’nin 2017 yılında yayınlanan ve “Trump Doktrini” olarak da ifade edebileceğimiz Ulusal Güvenlik Stratejisi’ne göre Çin, ABD’yi Hint-Pasifik bölgesinden çıkarmak, kendine özgü devlet temelli ekonomik modelini genişletmek ve kendi çıkarlarına uygun olarak bölge düzenini yeniden oluşturmayı hedeflemek isteyen revizyonist bir devlettir. Çin, ayrıca, otoriter modeline uygun bir dünya düzenini arzulamakta ve diğer devletlerin ekonomik, diplomatik ve güvenlik kararları üzerinde bir “veto otoritesi” haline gelmek istemektedir.

Kuşak ve Yol Girişimi

Çin söz konusu etkinliği sağlamak ve uluslararası rolünü genişletmek için bir dizi inisiyatifi hayata geçirmektedir. Bu inisiyatiflerin en önemlileri 2016 Ocak ayında 57 kurucu üyesi ile hayata geçirilen Asya Altyapı Yatırım Bankası ve 2013 yılında başlatılan Kuşak ve Yol Girişimi’dir.

Çin’in Askeri Faaliyetleri

Çin’in askeri olmayan bu yaklaşımlarının yanı sıra askeri alanda da bir gelişim içinde olduğu görülmektedir. Çin, 2015 yılında Halkın Kurtuluşu Ordusu’nun icra etmesi gereken sekiz stratejik görev ya da görev tipini sıralamıştır: Çin topraklarının egemenliğini korumak, ulusal bütünlüğü korumak, uzay ve siber uzay gibi yeni ortamlarda Çin’in çıkarlarını korumak, stratejik caydırıcılığı sağlamak, uluslararası güvenlik işbirliğinde yer almak, Çin’in siyasi güvenliğini ve sosyal istikrarını sağlamak, ve acil yardım, afet yardımı, “hak ve çıkar koruma misyonları” icra etmek.

http://bogaziciasya.com/cin-afrikadaki-askeri-varligini-artiriyor/

Çin, bu hedefleri yerine getirirken her geçen gün kendi toprakları dışına daha fazla odaklanmakta ve bu da tarihi olarak sürdürdüğü kara merkezli zihniyeti terk ederek deniz merkezli bir anlayışı kabul etmesine neden olmaktadır. Bu çerçevede Çin, ilk deniz aşırı üssünü Ağustos 2017’de Cibuti’de resmi olarak açmıştır.

Çin’in en yoğun askeri faaliyet gösterdiği alan, egemenlik iddialarına ilişkin sorunların yaşandığı Doğu ve Güney Çin denizleridir. Buradaki sorunları karşılıklı olarak ülke bazında ele almayı tercih eden Çin hükümeti, uluslararası alanda varlık göstermeyi ihmal etmemektedir. Yunanistan ve Sri Lanka’da büyük yatırım yaptığı sivil limanlara deniz kuvvetleri unsurları ile liman ziyaretleri gerçekleştirmekte ve böylece bu yatırımların salt sivil ayağının bulunmadığına ilişkin kaygıların güçlenmesine neden olmaktadır.

http://bogaziciasya.com/guney-cin-denizinde-abd-cin-gerilimi-yukseliyor/

ABD’ye göre, Çin, önümüzdeki yıllarda daha fazla ülkede askeri üs kurma gayreti içine girecek gibi görünmektedir. Örneğin, 2018 yılında Çin, Kamboçya ve Vanuatu’da askeri üsler kurma konusunda istekli olduğu izlenimi vermiştir. Ancak söz konusu devletler bu iddiaları yalanlamayı tercih etmişlerdir.

Silah Ticareti

Çin’in askeri ve stratejik anlamda etkisinin genişlemesini sağlayan bir diğer araç da silah ticaretidir. Her ne kadar Çin yapımı silahların kalitesi konusunda kaygılar bulunsa da gelişmekte olan ülkeler bu silahlara ilgi göstermektedirler. Zira Çin yapımı silahlar kullanıcı ülkelere yönelik çok az kısıtlama getirmektedir. Bu da söz konusu silahları cazip hale getiren önemli bir husustur. Çin’in silah ticareti kapsamında sayılabilecek en önemli ülkeler aşağıdaki şeklinde sıralanabilir:

  • Denizaltı satışı: Pakistan (2015), Bangladeş (2016) ve Tayland (2017)
  • İnsansız Hava Aracı satışı: Irak, Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri
  • Askeri teçhizat satışı: Tayland (2018)
  • Fırkateyn: Pakistan (2018), Siri Lanka (Hibe-2018)
  • Jet uçağı: Bangladeş (2014)
http://bogaziciasya.com/cin-afrika-silah-ihracati/

Çin’in askeri angajmanları yalnızca askeri platform ve teçhizat ile sınırlı değildir. Askeri diplomasi başlığı altında sayılabilecek bir dizi girişimde de bulunmaktadır. Bu angajmanlar aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

  • Dörtlü İşbirliği ve Koordinasyon Mekanizması: Çin, Afganistan, Pakistan ve Tacikistan (2016)
  • Çin-Latin Amerikan Savunma Forumu
  • Latin Amerika ve Karayip ülkelerinin Çin askeri eğitim kurumlarına eğitim için personel göndermesi
  • 2017 yılında üç savaş gemisinden oluşan bir görev grubunun dünya çapında 20 ülkeyi ziyareti
  • Hastane gemisi Peace Ark’ın 2018 yılında Güney Amerika’yı kapsayan seyir görevi.

Çin ayrıca uluslararası askeri tatbikatlara daha fazla iştirak etmeye başlamıştır. Çin’in 2017 ve 2018 yıllarında katıldığı önemli askeri tatbikatlar aşağıda olduğu gibidir:

  • Çin-Nepal İkili Tatbikatı (Nisan 2017)
  • Çin-Rusya Deniz Tatbikatı (Eylül 2017)
  • Çin-Pakistan Şahin Tatbikatı (Eylül 2017)
  • Çin-Kamboçya Müşterek Tatbikatı (Mart 2018)
  • Çin muhribinin Endonezya ev sahipliğinde icra edilen Komodo Tatbikatına iştiraki (Mayıs 2018)
  • Çin’in Rusya’nın icra ettiği Vostok Tatbikatına iştiraki (Eylül 2018)
  • Çin’in Avustralya ev sahipliğinde icra edilen Kakadu Tatbikatına iştiraki (Eylül 2018)
http://bogaziciasya.com/avrasyada-askeri-stratejik-donusum-vostok-2018/

Çin’in Askeri Olmayan Faaliyetleri

Çin, yükselen gücünü, artan askeri etkisinin yanı sıra belki de bunlardan çok daha fazla askeri olmayan unsurlar ile ön plana çıkarmaktadır. Bu unsurların en başında da 2013 yılında duyurulan Kuşak ve Yol Girişimi gelmektedir. Başlangıçta Asya, Güney Asya ve Avrupa’yı içine alacağı ifade edilen girişim, bugün Kuzey Buz Denizi ve Latin Amerika’yı da içine alarak küresel bir yapıya dönüşmüştür. Çin, ayrıca 2017 yılında “Kuşak ve Yol Girişimi Kapsamında Denizde İşbirliği Vizyonunu” açıklamış ve bu kapsamda üç deniz koridoru oluşturduğunu duyurmuştur:

Birinci Koridor: Çin’den Hint Okyanusu yoluyla Afrika ve Akdeniz’e ulaşan koridor.

İkinci Koridor: Çin’den Okyanusya’ya ve Güney Pasifik’e ulaşan koridor.

Üçüncü Koridor: Çin’den Kuzey Buz Denizi yoluyla Avrupa’ya ulaşan koridor.

Kuşak ve Yol Girişimi, Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu’nun liderliğinde yürütülmektedir. Ayrıca Politbüro üyesi beş yetkilinin oluşturduğu küçük bir grup da girişimin ilerleyişinin takip ve kontrolünü gerçekleştirmektedir. Ocak 2018’de Kuşak ve Yol Girişimi’ne ilişkin uyuşmazlıkların çözümüne yönelik iki mahkemenin Çin’de kurulduğu duyurulmuştur. Ancak bu mahkemelerin uluslararası normlara ne denli bağlı kalacağı bir tartışma konusu yaratmıştır.

http://bogaziciasya.com/cinin-dunyaya-acilma-girisimi-kusak-ve-yol/

Çin, Mart 2018’de Kuşak ve Yol Girişimi dahil olmak üzere dış yardımları ve diplomatik stratejisini koordine etmek üzere Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı’nı kurduğunu ilan etmiştir.

Afrika’nın Önemi

Çin’in belki de en önemli verdiği bölgelerin başında Afrika kıtası gelmektedir. Eylül 2018’de Pekin’de 53 Afrika ülkesinin katıldığı Çin-Afrika İşbirliği Forumu Zirvesi icra edilmiş ve Çin bu toplantıda Afrika’ya 60 milyar dolarlık ilave bir yatırım yapacağı taahhüdünde bulunmuştur.

http://bogaziciasya.com/xi-dorduncu-kez-afrikada/

Çin’in Teknoloji Atılımı

Çin, Kuşak ve Yol Girişimi’nin yanı sıra “21. Yüzyıl Dijital İpek Yolu” girişimini de başlatmıştır. Bu kapsamda dijital ekonomi, yapay zeka, nanoteknoloji, kuantum hesaplama, büyük veri, bulut teknolojisi ve akıllı şehirler gibi teknolojik gelişimlere öncülük etmek hedeflenmektedir. Tüm bu girişimler Çin’in devlet sahipliğinde ya da devlet ortaklığındaki China Telecom, China Unicom, China Mobile, Huawei ve ZTE gibi şirketlerinin öncülüğünde hayata geçirilmektedir. Çin, bu kapsamda hayata geçirdiği projeler vasıtasıyla dünyada lider konuma gelmeyi hedeflemektedir. Örneğin, 2030 yılına kadar yapay zeka konusunda dünya lideri olma hedefi bulunmaktadır.

Çin’in En Büyük Gücü: Ekonomi

Çin’in etkisinin ve büyüyen gücünün en fazla hissedildiği alan hiç şüphesiz ekonomidir. Çin, dünyanın her yerine büyük miktarlarda yatırım gerçekleştirmektedir. 2006-2017 yılları arasında Çin’in yatırım yaptığı bölgeler ve yatırım miktarları aşağıda olduğu gibidir:

Avrupa: 299 milyar $

Kuzey Amerika: 223 milyar $

Güney ve Güneydoğu Asya: 120 milyar $

Güney Amerika: 98 milyar $

Avustralya: 91 milyar $

Batı Asya (Güney Asya, Orta Asya ve Rusya): 85 milyar $

Sahra-altı Afrika: 77 milyar $

Ortadoğu ve Kuzey Afrika: 31 milyar $

Çin Medyası ve Bilgi Harekâtı

Çin, tüm bu fiili angajmanlarını hayata geçirirken bunu dünyaya anlatma konusunda da olağanüstü bir gayret göstermektedir. Çin’in resmi devlet haber ajansı Xinhua, dünya genelinde 162 büroya sahiptir ve 2020 yılında bu sayının 200’e yükseltilmesi hedeflenmektedir. Çin devlet başkanı Xi Jinping, Xinhua’nın uluslararası medya servisi CGTN (China Global Television Network)’yi “ Çin’in hikayesini daha iyi anlatmak” ve “Çin’in sesini duyurmak” konularında görevlendirmiştir. Çin’in CCTV (China Central Television) ve CRI (China Radio International) isimli medya kuruluşlarının yanı sıra 14 ülkede başka isimlerle faaliyet gösteren 33 radyo istasyonu da bulunmaktadır.

Medya kuruluşlarının yanı sıra Çin’in kültürel ve eğitim faaliyetlerini yürütmek için kurduğu Konfüçyüs Enstitüleri de bulunmaktadır. Söz konusu enstitüler Çin Eğitim Bakanlığı bünyesinde bulunmakta ve dünya çapında 500’ün üzerinde üniversitede faaliyet göstermektedirler.

Çin, sayılan tüm bu unsurları etkisini genişletmek için birer araç olarak kullanmaktadır. Ancak bazı durumlarda, bu yatırım ve proje finansmanı, ev sahibi ülke için düşük standartlar, yerel şirket ve çalışanlar için daha az fırsat ve yüksek borç stoku gibi menfi ekonomik etkilere de neden olabilmektedir. Bu çerçevede 2018 yılında yaşanan bazı örnekler aşağıdadır:

  • Malezya, daha düşük maliyetle ülke içinde karşılanabilmesi nedeniyle Ağustos 2018’den itibaren bazı Kuşak ve Yol projelerini askıya almış veya iptal etmiştir.
  • Eylül 2018’de Pakistan, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nu finanse eden 62 milyar dolarlık projeleri gözden geçirme kararı almıştır.
  • Maldivler, Kasım 2018’de bazı altyapı projelerinin Çin tarafından önceden anlaşılanın çok daha yüksek maliyetle hayata geçirilebildiğini ifade etmiştir.
  • Çin’in Afrika için ilave olarak açıkladığı 60 milyar dolarlık borç ve yardım paketinin, özellikle Sahra-altı Afrika ülkeleri için büyük bir borç riski yaratacağı IMF tarafından açıklanmıştır.

Bazı durumlarda, Çin’in yardımları karşılığında ülkeler egemenlik haklarından vazgeçebilmektedirler. Bu duruma yönelik örnekler aşağıda olduğu gibidir:

  • Çin yardımı karşılığında Arjantin, 50 yıllığına yaklaşık 200 hektarlık bir araziyi kira almaksızın Çin’e uydu izleme merkezi kurması için tahsis etmiştir.
  • 2011 yılında, Tacikistan’ın Çin’e olan borcunun affedilmesi karşılığında, 1000 km karelik egemenliği tartışmalı bir arazi Çin’e verilmiştir.
  • Çin yardımı karşılığında Siri Lanka Hambantota limanını 99 yıllığına Çin’e kiralanmıştır.
  • Çin, verdiği borçlar karşılığında Ekvador’un petrol rezervlerinin yaklaşık %90’ını ele geçirmiştir.

Tüm bunların yanı sıra Çin, ekonomiyi bir zorlama ve motivasyon aracı olarak da kullanabilmektedir. Bu çerçevede verilebilecek örnekler aşağıda sıralanmıştır:

  • 2004 yılında Çin, Dominik’e 122 milyon $ yardım yapmıştır. Dominik bunun karşılığında Tayvan ile ilişkilerine son vermiştir.
  • Çin, 2010 yılında Japonya ile yaşanan balıkçı gemisi krizi neticesinde, Japonya’ya kritik teknoloji girdisi olan nadir toprak elementlerinin ihracını durdurmuştur.
  • Çinli muhalif Liu Xiaobo’nun 2010 Nobel Barış Ödülünü kazanması üzerine, Norveç’ten somon ithalatı azaltılmıştır.
  • 2011 yılında Küba’nın 4 ila 6 milyar dolarlık borcunun yeniden yapılandırılması karşılığında, Çin’in Santiago de Cuba limanının modernize edilmesi hakkı elde edilmiştir.
  • Çin, Scarborough kayalıklarında meydana gelen kriz üzerine, Filipinler’e turizmi kısıtlanmış ve bu ülkeden yapılan muz ithalatını sınırlandırılmıştır.
  • Tsai Ing-wen’in Tayvan’da seçimleri kazanması üzerine, 2016 yılında Tayvan’a yapılan grup turizmi durdurulmuştur.
  • Dalai Lama’nın Moğolistan’a 2016 yılında yaptığı ziyaret sonrasında, Moğolistan ile yapılan kredi görüşmeleri askıya alınmış ve bu da Moğolistan’ın mali sıkıntı yaşamasına neden olmuştur.
  • 2016 yılında ABD’nin Güney Kore’de füze sistemi konuşlandırılması üzerine, bu ülkeden ithalat durdurulmuş ve Korelilerin sahibi olduğu Çin’deki yaklaşık 90 market kapatılmıştır.
  • Çin yardımları karşılığında, 2018 yılında, Dominik Cumhuriyeti ve El Salvador, Tayvan’ı diplomatik olarak tanımaktan vazgeçmişlerdir.

Sonuç ve Değerlendirme

Görüldüğü gibi, Çin ekonomik ve askeri açıdan bir atılım içindedir. ABD Savunma Bakanlığı Raporu, bu girişimlerin ABD ve ABD’nin küresel etkinliği üzerinde oluşturduğu ve oluşturacağı etkiye karşı yalnız savunma boyutuyla değil, ulusal gücü oluşturan tüm unsurlarla mücadele edilebileceğini ve bunun için de hükümetin topyekün bir stratejiye sahip olmasının zorunlu olduğunu ifade etmektedir.

Önümüzdeki yıllarda, ABD-Çin rekabeti küresel gündemin ilk sıralarında yer almaya devam edecektir. Çin’in gücünün artmasıyla, iki devlet arasındaki rekabetin daha da sertleşeceği ve bunun sıcak çatışma da dahil olmak üzere yüksek riskler barındırdığı görülmektedir. İki devleti yönetenlerin daha sorumlu davranmalarını gerektiren bir dönem bizi beklemektedir.

*PDF İNDİR

Uzman Araştırmacı & Akademik Koordinatör

hasimturker@bogaziciasya.com