TOP
h

Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi

Kuzey Kore

Kuzey Kore “Çin Uydusu” Olmaktan Çıkıyor mu?

Çin Halk Cumhuriyeti, Kuzey Kore’nin en büyük ticaret ortağı olduğu gibi, ülkenin başlıca gıda ve enerji tedarikçisidir. Bu açıdan, iki ülke arasında asimetrik ve Çin lehine bir eko-politik ilişki biçiminin olduğu değerlendirilmektedir. Pyongyang yönetiminin askerî amaçlı nükleer çalışmaları ve nükleer başlıklı füze denemelerine uzun süre Çin tarafından -resmî kaynaklardan “yarım ağızlı” eleştiriler gelse de- tolerans gösterilmiştir. Ancak son haftalarda Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile önce Güney Kore ardından Amerika Birleşik Devletleri liderleri ile gündeme gelen görüşme planları, Çin-Kuzey Kore ilişkilerinin de farklı bir mecraya kayabileceğine dair iddiaları beraberinde getirmiştir. Ekonomik ve siyasî açıdan Çin’in “uydusu” olarak nitelendirilen Pyongyang yönetiminin bu konumdan çıkarak “belli ölçülerde” bağımsız bir konuma ulaşma yolunda olduğuna dair emareler bulunsa da iki rejim arasında atılması zor ve uzun zaman alacak köprülerin olduğu anlaşılmaktadır.

 

Bu yazıda, son gelişmeler ışığında Kuzey Kore’nin “dışa açılma” ve “dünyayla barışma” hamlelerinin yanı sıra Çin’le ilişkileri bağlamında bölge stratejisi ele alınacak; Kuzey Kore ile Güney Kore ve ABD ile son dönemde kurulan ilişkilerin neden “Çin’den uzaklaşma” veya “bağımsızlaşma” şeklinde yorumlanmaması gerektiği anlatılacaktır.

 

“Büyük Patron-Asi Kardeş”

Çin Halk Cumhuriyeti ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) arasında kurulu güçlü ilişkilerin kökeni 1950-1953 yılları arasında gerçekleşen ve Türkiye’nin de Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) müttefikleri tarafında yer alarak dahil olduğu Kore Savaşı’na dayanmaktadır. Önce ABD ve NATO müttefiklerinin, hemen ardından da Çin’in katılımıyla uluslararası bir nitelik kazanan savaş sonucunda Kore’nin Kuzey ve Güney olarak bölünmüş yapısı devam ettiği gibi iki ülke arasındaki husumet de bir sonraki yüzyıla kadar taşınmıştır.  Çin Halk Cumhuriyeti’nin Kuzey Kore ile yakın ilişkileri Kore Savaşı’nı takip eden yıllarda da sürmüş ve nihayet 1961 yılında iki ülke arasında bir çok sahada yakın ilişkiler ön gören Dostluk, İşbirliği ve Yardımlaşma Anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma ilerleyen yıllarda Çin’in Kuzey Kore üzerindeki etki gücünü arttırdığı gibi ekonomik ilişkilerin derinleşmesine de büyük katkı sunmuştur.

Günümüzde nüfusu 25 milyon civarında bulunan Kuzey Kore ekonomisi büyük ölçüde devletin yönetiminde olup bir çok sahada sıkı regülasyon uygulamalarına sahne olmaktadır.  Bununla beraber, Pyongyang yönetiminin en büyük müttefiki ve bir anlamda “patronu” konumunda bulunan Çin, tek başına, Kuzey Kore’nin dış ticaretinin %90’ını elinde bulundurmaktadır. 2014’te rekor kırarak 6.86 milyar dolara ulaşan ikili ticaretin 2000-2015 arasında 10 katına çıktığı belirtilmektedir. Ticaret açığının ise sürekli biçimde Pyongyang aleyhinde arttığı görülmektedir. Nitekim 2017’nin ilk üç ayında Çin’in bu ülkeye ihracatı %20.9 artarken ithalatında %16.7 azalma gözlenmiştir.

Dandong ve Shenyang şehirlerinde Kuzey Kore ile ticaretin geliştirilmesi adına 2015 yılından sonra yoğunlaşan yatırımlar yapılmış, sınır kapısı açılarak buraya ulaşan yollarda altyapı çalışmaları gerçekleştirilmiştir. İki ülke sınırında ve Çin’in katıldığı petrol ve deniz ürünleri gibi ambargo kalemlerinde yasadışı ticaret yapıldığı da bilinmektedir. Bununla birlikte, Çin’in Dandong şehrini Kuzey Kore’nin Sinujiu şehrine Yalu Nehri üzerinden bağlayan ve iki ülke ticareti açısından büyük bir atılım sağlayacağı düşünülen ve 2014’te tamamlanması ön görülen köprü, Kuzey Kore’nin tüm dünyada tepki çeken nükleer testleri sebebiyle Çin tarafından kasten yarım bırakılmıştır.

Kore Kördüğümü: “Anlaşmak İmkansız Çatışmak İhtimal Dışı”

Nükleer Tehdit ve Çözüm Arayışları

ABD ve Güney Kore ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında görüşmelerin gündeme geldiği Mart ayında Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin açıklamaları, Çin’in yarımadadaki konumunu açıkça gösterir nitelikte idi. ABD ve Kuzey Kore’yi “birbirine doğru süratle gelen iki tren”e benzeten Yi, Çin’i ise bu trenlerin çarpışmasını önleyen “makasçı” olarak görüyordu. Yi ayrıca Çin-Kuzey Kore ilişkilerinin “dudak ve dişler” gibi olduğunu savunmuştu. Gerçekten de Kuzey Kore’nin askerî amaçlı nükleer denemeleri, ABD müttefikleri olan Japonya ve Güney Kore açısından tehdit oluştururken, ABD’nin bölgedeki gücüne ket vuruyordu. Bu açıdan Pyongyang yönetiminin bölgede “Çin’in dişleri” olduğunu tespitinin pek de yanlış olmadığını söylemek mümkündür.  Ancak Kuzey Kore’nin askeri amaçlı nükleer çalışmaları ve kıtalar arası füze denemeleri Çin’in bölgedeki barış ve istikrar hedefine de tehdit oluşturduğundan, iki ülke ilişkileri son yıllarda farklı bir boyut almıştır.

İki ülke ilişkilerinde “kilometre taşı” şeklinde kayıtlara geçen gelişme, Ekim 2006’da Kuzey Kore’nin nükleer silah testi olmuştur. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimî üyesi olarak Çin, Pyongyang yönetimine karşı 1718 sayılı Konsey kararını desteklemiştir. Bu kararla Kuzey Kore rejimine yönelik bir dizi ekonomik ve siyasî yaptırım devreye girmiş, 2017 Eylül’ünde Güvenlik Konseyi’nde benzer bir karar tasarısı gündeme geldiğinde Çin, petrol ambargosunun çıkarılması talebinin gerçekleşmesinin ardından tasarı lehinde oy kullanmıştır. Kuzey Kore’ye karşı uygulanan 9 Birleşmiş Milletler yaptırımlarına “kısmen” katılan Pekin yönetimi, geçtiğimiz yıl Şubat ayında Pyongyang’dan kömür ithalatını durdurma kararı aldı. Bu karar Pekin’in füze denemelerinden rahatsız olduğunu gösteren bir detay olarak öne çıktı. Aynı yılın haziran ayında bu kez Çin Ulusal Petrol İşletmesi, Kuzey Kore’nin ödemeleri yapamadığını, bu sebeple Pyongyang’a petrol ihracatının durdurulduğunu açıkladı. 3 ay sonra bu kez önde gelen üç Çin bankası, Kuzey Kore vatandaşlarının ve şirketlere ait finansal aktivitelerin kısıtlanacağını duyurdu.

 

Kore Yarımadası’nda İstikrar: Çin İçin Tehlike Sinyali mi?

Dışa Açılma Hamlesi: Moon ve Trump Görüşmeleri

Panmunjom Zirvesi ve ardından yayımlanan deklarasyon, 1950-53 Kore Savaşı’ndan günümüze kadar taşınan siyasi ve askeri krizin sonlanması adına umutları güçlendirmişti. Savaş sonrasında iki ayrı siyasi yapıya bölünen yarımada aynı zamanda Çin Halk Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri gibi küresel güçler için de bir rekabet alanı haline gelmişti.

27 Mart’ta Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in ile iki ülke sınırındaki Panmunjom köyünde gerçekleşen zirve dünya kamuoyunda büyük ilgi gördü. Zirve sonunda imzalanan Panmunjom Deklarasyonu, Kore Yarımadası’nda kalıcı barışın tesisi için önemli bir adım olarak görülürken Pyongyang yönetiminin nükleer faaliyetlerinin kademeli olarak sonlandırılması hedefi için de bir başlangıç şeklinde nitelendiriliyordu. Nitekim Haziran ayında da, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Singapur’da bir görüşme gerçekleştirebileceğine dair haberler yayımlandı.

Bazı yorumcular Kim’in dışa açılma hamlesini “Çin’e karşı bir stratejik özerklik arayışı” olarak yorumladı. Buna göre Kuzey Kore lideri, Pekin yönetimiyle kurulan asimetrik ekonomik ilişkilere alternatif olarak uzun vadeye yayılacak bir dışa açılma girişiminde bulunuyor ve ülkesine yönelik yaptırımların kaldırılmasını amaçlıyordu. Bu varsayımın bütünüyle doğru olduğu düşünüldüğünde Kuzey Kore’nin “Çin’den bağımsız biçimde” ABD ve Güney Kore ile iletişim kurması, hatta barış görüşmelerine başlaması, Çin’in Kore yarımadasının kuzeyindeki mutlak egemenliğine büyük bir darbe olarak algılanabilir. Ancak 27 Mart’ta gerçekleşen Koreli liderler zirvesinden bir gün önce Kim’in neden Pekin’e gelerek Çin Devlet Başkanı Xi Xinping ile görüştüğünü incelemek gerekmektedir. Xi-Kim görüşmesi, hem bir gün sonraki Kore Zirvesi hem de Kim-Trump görüşmesi açısından kritik bir konumda bulunuyordu. Xi’nin görüşmede muhtemel bir anlaşmanın çerçevesini çizdiği ve görüşmenin içeriğini etkilemeye çalıştığı göz önüne alındığında, Pekin’in “kontrolü elinden bırakmaya niyetinin olmadığı” anlaşılmaktadır. Ayrıca, gerek Kore Zirvesi öncesinde gerekse deklarasyon metninde gündeme gelen olumlu mesajlar yakın gelecekteki bir çatışma ihtimalini ortadan kaldırmakla birlikte, çatışmaya yol açabilecek sorunları bütünüyle ortadan kaldırmamıştır.

 

Sonuç

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un tarafından hararetle savunulan askeri amaçlı nükleer çalışmalar ve füze testleri, Asya’da güvenlik ve istikrar açısından en önemli tehditlerin arasında görülmektedir. Bir Kuşak Bir Yol Projesi ve çevresinde şekillenen Çin’in yeni dış politika vizyonunun önce Çin çevresinde ardından yakın coğrafyalarda istikrarın sağlanması üzerine kurulu olduğundan, Kuzey Kore’nin yakın zamana kadar süren agresif tutumu, “müttefik toleransı”nı aşacak seviyede büyük riskler barındırmaktadır. Asya’da Güney Kore ve Japonya gibi ABD müttefiklerine doğrudan tehdit oluşturan bir Kuzey Kore, Çin’in bölgesel hedefleri açısından da endişe verici bir niteliktedir.

Kuzey Kore’nin geçtiğimiz Nisan ayında başlayan ve bir süre daha devam edeceği tahmin edilen “dışa açılma” hamlesi ve görüşme trafiği, Çinli liderler açısında “kontrol edilebilir” olduğu sürece Çin çıkarlarına aykırı değil, tersine bölgesel istikrar hedefi bağlamında eşsiz bir fırsattır. Bu açıdan, Pekin yönetiminin, Kim’in dışa açılma hamlesinden rahatsızlık duyduğu iddiası, Kuzey Kore’nin Çin etkisinden sıyrılmaya çalıştığı tezi gibi gerçeklikten uzaktır. Bununla beraber, dışa açılma hamlesi başarılı olduğunda, Pyongyang ile Çin-dışı-dünya arasında siyasi ve ekonomik bağlar kurulduğunda, iki ülke arasındaki ilişki biçimi de farklı bir boyuta taşınacak; Kuzey Kore bir “Çin uydusu” olarak görülmekten çıkarak yakın bir “Çin müttefiği” haline gelecektir. Ancak bu meyanda, Kuzey Kore’ye yönelik ekonomik yaptırımların ne zaman ve nasıl kaldırılacağı, ardından ülke ekonomisinin yeni duruma nasıl adapte olacağı ve son tahlilde Çin’e olan bağımlılıktan kurtulup kurtulamayacağı sürecin gidişatı açısından oldukça kritik bir role sahip olacaktır. Kuzey Kore’de rejim değişikliği veya Birleşik Kore opsiyonları -en azından yakın gelecekte, ihtimal dahilinde olmadığında, bu durumlara ilişkin bir ön görüye sahip olmak da mümkün değildir.

 

*PDF İNDİR

**Bu yazı ilk kez Ortadogudan.com‘da yayımlanmıştır.

Kaynaklar

Albert,  Eleanor. “The China-North Korea Relationship.” Council on Foreign Relations, Mart 28, 2018 https://www.cfr.org/backgrounder/china-north-korea-relationship.

Beşer, Mehmet Enes.  “Kore Zirvesi Deklarasyonu.” Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi, Mayıs 7, 2018 https://medium.com/@bogaziciaam/kore-zirvesi-deklarasyonu-t%C3%BCrk%C3%A7e-%C3%A7evirisi-a141f7cb4ea1.

Beşer, Mehmet Enes & Ünal, Rukiye. “Çin’in Dünyaya Açılma Girişimi: Bir Kuşak Bir Yol.” (xxx)

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, “Resolution 1718,” Ekim 14, 2006 http://www.mofa.go.jp/policy/un/resolution1718.pdf

Finch, Steve.  “Unfinished bridge reveals broken state of North Korea’s alliance with China.” The Guardian, Kasım 18, 2016 https://www.theguardian.com/cities/2016/nov/14/dandong-sinuiju-unfinished-bridge-reveals-broken-state-north-korea-alliance-china.

Godement, François. “China and North Korea: a test case for China’s future international role.” ECFR, Mart 17, 2017 https://www.ecfr.eu/article/commentary_china_and_north_korea_a_test_case_for_chinas_future_internationa.

Haenle, Paul. “China Seizes the Initiative in Complicated North Korea Diplomacy.” Carnegie-Tsinghua, Nisan 3, 2018 https://carnegietsinghua.org/2018/04/03/china-seizes-initiative-in-complicated-north-korea-diplomacy-pub-75978.  

Holland, Steve. “Trump says Korea’s Peace House, Singapore could be Kim summit sites.” Reuters, Nisan 30, 2018 https://www.reuters.com/article/us-northkorea-southkorea-trump-summit/trump-says-koreas-peace-house-singapore-could-be-kim-summit-sites-idUSKBN1I116L.

Kuek Ser, Kuang Keng. “North Korea’s trade with China has grown tenfold in 15 years.” PRI,  Şubat 15, 2017 https://www.pri.org/stories/2017-02-15/north-koreas-trade-china-has-grown-tenfold-15-years-which-gives-china-more.

Mohan Raja.  “Raja Mandala: Kim Goes to China.” The Indian Express, Nisan 3, 2018 http://indianexpress.com/article/opinion/columns/north-korea-kim-jong-china-visit-xi-jinping-denuclearisation-5121061/.  

Rosenfeld, Everett. “China’s exports to North Korea jumped 20.9% in first three quarters of 2017.” CNBC, Ekim 23, 2017 https://www.cnbc.com/2017/10/23/chinas-exports-to-north-korea-jumped-20-point-9-percent-in-first-three-quarters-of-2017.html.   

The Straits Times. “China ‘not obliged to defend North Korea from an attack.’”, Nisan 14, 2017 https://www.straitstimes.com/asia/east-asia/china-not-obliged-to-defend-north-korea-from-an-attack.

Zhou, Bangning. 2015. “Explaining China’s Intervention in the Korean War in 1950.” Interstate – Journal of International Affairs 2014/2015 (1) http://www.inquiriesjournal.com/a?id=1069.  

 

 

BAAM Direktörü

besermehmetenes@gmail.com