Stockholm
11 Dec, Wednesday
4° C
TOP
h

Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi

FOIP

“Özgür ve Serbest” Hint Pasifik: Yeni Bir Bölgesel Yaklaşım ve Yeni Bir Ağlaştırma İnisiyatifi mi?

İki okyanus ( Hint ve Pasifik Okyanusları) ve iki kıtayı (Asya ve Afrika) birbiriyle insani, ticari bir network/ilişki ağı temelinde bütünleştirmeyi amaçlayan Özgür ve Serbest Hint-Pasifik (Free and Open Indo-Pasific [FOIP]) girişimi, resmi olarak 2016 yılında ilan edilen ve Japonya ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) inisiyatifinde yürütülen stratejik bir politikadır. Hint-Pasifik Bölgesi’nin önemli aktörlerinden Japonya ve Amerika’nın dış politikasında “ağ oluşturma (networking)”, Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC)’nin akademik çevreleri tarafından da “ağlaştırma (networkization\ 网络话)” şeklinde adlandırılan bu stratejik yaklaşım; bölge ülkelerini hem birbirleri ile hem de ABD ile ekonomi ve güvenlik temelinde bir ağ şeklinde bağlamayı hedeflemektedir. Bu stratejik yaklaşım; ÇHC Başkanı Xi Jinping tarafından 2013 yılının ekim ayında başlatılan Yol ve Kuşak Girişimi’yle (Belt and Road Iniative [BRI]) kıyaslanmakta, hem hedef aldığı deniz bölgesi hem de ekonomi temelinde bölge devletlerini birbirine bağlama yaklaşımı yönlerinden BRI ile çakışır gözükmektedir. Fakat projenin paydaş ülkeleri –Japonya, Hindistan, Avustralya, ABD- içerisinde çeşitli akademik, politik çevreler, bir proje üzerinden ÇHC’yi dengelemek için geç kalındığı ve projenin kapsamının ve içeriğinin net bir stratejik gerçeklik sunamadığı üzerine eleştiriler yapmaktadırlar. Bu analiz bu girişimleri, bölgenin 3 ana aktörü olan ÇHC, ABD ve Hindistan’ın bu bölgeye yaklaşımları ve bahsedilen girişimlerin bu aktörler açısından önemi üzerinden değerlendirecektir.

Öncelikle Hint Pasifik kavramına anlam ve kapsam olarak değinmek gereklidir. “Hint-Pasifik” kavramının kullanımı Doğu ve Güney Asya’nın sömürgecilik dönemine kadar geri gitmektedir ve kavram; Hindistan’ı merkeze alarak, Pasifik Bölgesini,  Hint Okyanus Bölgesi (Indian Ocean Region [IOR]) üzerinden değerlendirmek amacıyla kullanılmıştır. Hint Okyanusu Bölgesi; Güney Doğu Asya ve Okyanusya, Güney Asya, Doğu ve Sahra Altı Afrika, Kızıl Deniz ve Afrika Boynuzu, Orta Doğu ve Körfezi kapsamaktadır. Bahsedilen bu geniş bölge; ÇHC’nin BRI girişiminin yarısını kapsar ve tarihi İpek Yolu’nun deniz rotasını oluşturur. ÇHC’nin bu bölge üzerinde eski etkisini canlandırma yönünde çabaları vardır. Yine ABD’nin 2017 yılının aralık ayında yayınladığı Ulusal Güvenlik Strateji raporunda “Asya-Pasifik Bölgesi” ifadesinin, “Özgür ve Serbest Hint-Pasifik” ifadesi ile yer değiştirmesi ve ABD’nin Hint Okyanusu Bölgesi’nde yer alan üç Operasyonel Sorumluluk Bölgesi’nden biri olan Pasifik Komutanlığı’nın, Hint-Pasifik Komutanlığı şeklinde güncellenmesi genelde Hint Okyanusu özelde Hint-Pasifiğin ABD için artan önemine işaret etmektedir. Hindistan’ın bölgeye yaklaşımı ise kendisinin “Doğu’ya Bak ve Batı’yı Düşün” (the Look/Act East and the Think West)  politikalarının bir karışımı şeklinde olan Bütün Bölge için Güvenlik ve Büyüme (Security and Growth for all the Region) yaklaşımıdır.

Bahsedilen FOIP inisiyatifini ABD ile yürüten Japonya tarafına bakıldığında; Hint-Pasifik kavramı Japonya Başbakanı Shinzo Abe tarafından ilk olarak kendisinin ilk başbakanlık döneminin içerisinde, 2007 yılının ağustos ayında Hindistan Parlamentosu’nda yaptığı bir konuşma esnasında kullanılmıştır. Abe bu konuşmada,  Hint-Pasifik okyanuslarını birleştiren alanın; bir bölge olarak özgürlük, demokrasi, insan hakları gibi ortak değerler üzerinde inşa edilmesini öngören  ve “daha geniş Asya (Broader Asia 拡大アジア)yaklaşımını da çağrıştıran Japon görüşünü ortaya koymuştur. Hint-Pasifik kavramı, son dönemlerde aynı şekilde Japonya’nın da bölge ile ilgili politik\stratejik yaklaşımlarına konu olmuş olan resmi dökümanlarında, stratejik bölgesel kapsam olarak kullanılan “Asya-Pasifik” kavramının yerini “Özgür ve Serbest Hint-Pasifik” şeklinde almıştır. Bu yaklaşım yukarıda bahsedilen ABD’nin yaklaşımı ile paraleldir ve FOIP’in özünü oluşturur.

FOIP stratejisi incelendiğinde ve özellikle ABD, Japonya politik çevrelerinin açıklamaları takip edildiğinde bahsedilen deniz alanı için “özgür ve serbest” yaklaşımına vurgu yapıldığı görülür. Bu çevrelerin yaptığı vurguyu eleştiren çalışmalar da deniz alanlarının özgür ve serbest olduğunun tüm taraflarca bilinen bir gerçek olduğunu belirtmekteler. Öyleyse şimdi neden “özgür ve serbest” vurgusuna/açılımına ihtiyaç duyulmuştur. Bu soruyu cevaplamak için ABD ve ÇHC’nin bu alan veya genel olarak denizlerle ilişkisine bakmak gerekir.  Amerika’nın güvenlikle ilgili tüm teorik ve politik açılımlarında  denizlere hükmetmek anlamında olan “Command of the Sea” yaklaşımı mevcuttur. “Command of the Sea” aynı zamanda Amerika’nın ulusal güvenlik yaklaşımının temelini oluşturur. “Command of the Sea” yaklaşımı denizlere hükmederek Amerika için hem güvenliği hem ticareti güvence altına almayı hayati görmektedir.

ÇHC tarafına bakıldığında, bu aktörün dış ticarete ve petrole olan bağımlılığının ve bu ikisinin transitinin çoğunlukla deniz yolları üzerinden sağlanmasının,  ÇHC’nin bu bölgeye verdiği önemi açıkladığı düşünülebilir. Fakat bu analiz; bu bölgedeki asıl rekabetin nedeninin, tarihsel ticaret yolları\ağları üzerinde hakimiyet kurmak olduğunun ve ancak Hint Okyanusu Bölgesi ticaret ağlarına hakim bir aktörün, hem bölgede hem küresel ölçekte bir güce dönüşme potansiyeline sahip olabileceğinin altını çizmek istemektedir. ABD, Hint-Pasifik Bölgesi’nde 19. yüzyılda nasıl bir değişimle Batılı aktörlerin hakim duruma geçtiğini bilmektedir. ÇHC aynı şekilde bölge dinamiklerinin İngiltere ve Amerika’nın bölgede aracı konumdan yöneten konuma geçtiğinde nasıl değiştiğini hem Doğu Asya’nın merkez ülkesi olarak hem de sömürgecilik dönemi deneyimleri ile bilmektedir. Çin eğer bu bölgede katılımcı ve ticaret yapan bir ortaktan, ticareti yöneten ve hatta kontrol eden bir konuma yükseldiğinde –zamanında İngiltere’nin ve Amerika’nın yaptığı gibi- dünya ekonomik sisteminin merkezine yerleşme şansı yakalayabilecektir. Bu,  bölgedeki bir çok aktör için –ABD, Japonya, Hindistan vb- alınabilecek bir risk değildir. ABD’nin FOIP üzerinden aldığı eleştirelerden biri ÇHC’ye çevreleme (containment) yapmaya çalışmasıdır. ABD çevreleme yapmaktadır çünkü; bahsedilen Hint-Pasifik Bölgesi, 19. yüzyıla kadar dünya ekonomik sisteminin merkezi konumunda olan Doğu Asya ve özelde Çin’in zenginlik kaynağı olarak görülen İpek Yolu’nun karasal kısmının tamamlayıcısı, bütünleyicisi idi. İpek Yolu’nun karasal kısmını kontrol etmek ABD veya herhangi bir aktör için çok mümkün değildir. Fakat tarihsel olarak bölgeyi zenginleştiren bu “ikili deniz ve kara network”ünün ancak deniz kısmı üzerinde böyle bir müdahale şansı olabilir. Bu sebeple “özgür ve serbest” kullanımının asıl iması, herhangi bir aktörün –burada hedef ÇHC’dir- etki ve nüfuzundan serbest bir Hint-Pasifik’tir. Diğer bir deyişle, mevcut nüfuz sahibi aktörlerin nüfuzunun ve kurduğu sistemin devam etmesidir.

Sonuç olarak; Kuzey Doğu Asya’nın bitişiğinde olan ve Güneydoğu Asya ile başlayan Hint Okyanusu Bölgesi, Avrupa’ya kadar uzanan,  birbirine bağlı bir network şeklinde olan bir pazardı. ÇHC bu pazarın üretim motoru idi. İngiltere ve ABD, Doğu ve Güney Doğu Asya’nın düşüşü ile birlikte bu pazarı kontrol etmeye başlamıştırlar. ÇHC ise günümüzde bu eski networkü/bütünleşik pazarı yöneten aktör olmak için, BRI ile güçlü bir geri dönüş hamlesi yapmıştır. Bu sebeple bu hat üzerinde ilk deniz aşırı askeri üssü olan Djibouti (2017) üssü ile Güney Çin Denizi’nde inşa ettiği yapay adalar arasında “Stratejik Ağırlık Merkezleri (Strategic Strong Points)” oluşturmakta ve bu deniz bölgesinin önemli şehir, liman ve adalarını birbirine bağlayan bir ağ inşa etmektedir. Bu iki uç nokta arası, bu analizde bahsedilen Hint/Okyanusu Bölgesi ve İpek Yolu’nun deniz ayağıdır. ABD ise bu bütünleşik pazarın/İpek Yolu’nun en rahat erişip kontrol edebileceği kısmında FOIP çerçevesinde yeni açılımlar ile azalan etkisini kuvvetlendirmeye çalışmaktadır. Ama ÇHC tarihsel konumu ve bölgede artan ağırlığı ile artık ABD’nin FOIP tarzı projelerle dengeleyebileceği bir noktanın ötesine geçmiştir. Burada kilit ülke Hindistan’dır. Hindistan her ne kadar FOIP içerisinde görünse bile, bahsedilen tarihi bütünleşik pazarda ÇHC’nin ardından en güçlü ve zengin aktör olması ve tamamlayıcı bir halka olması sebebiyle, BRI girişiminin başarısı için önemli bir ülkedir. ÇHC ise şimdilik BRI girişiminin deniz ve kara parçalarını birleştiren ülke olan Pakistan tarafında görünse de ÇHC, BRI’nin gerçek potansiyeline ulaşması için Hindistan’ı görmezden gelemeyecek ve işbirliği yapmak durumunda kalacaktır.

BAAM Misafir Yazarı

srplcolak@gmail.com