Stockholm
30 May, Saturday
13° C
TOP
h

Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi

Soğuk Savaş Sonrası Çin Afrika İlişkileri

İlk iki yazıda Çin – Afrika ilişkilerinin tarihi ve soğuk savaş dönemini kaleme alınmıştı. Bu yazıda ise Soğuk Savaş’ın sert rüzgârlarının esmeye başladığı 1950’li yıllardan itibaren, ilişkilerin ideolojiden pragmatizme geçerek sosyo-ekonomik platformda nasıl yoğunlaşma işlenecektir.

Son elli yıla bakıldığında Çinli ve Afrikalı halklar ve hükümetler arasında siyasi, ticari, kültürel ve eğitim gibi alanlarda büyük bir işbirliği görülmektedir. 1971 yılına bakıldığında Çin’in, sadık Afrikalı dostlarının yardımıyla Birleşmiş Milletler yasal statüsünü restore ettiği görülebilir. Çin, zamanında attığı tohumlarının meyvesini toplayarak, Tek Çin politikası mücadelesinde Afrikalı dostlarının yardımıyla çok yol kat etmiştir.[1] 1990’larda Soğuk Savaş’ın sonlarına doğru ABD ve Rusya Afrikalı müttefiklerini terk ederken Çin Afrika’ya doğru bir adım atmıştır. Çin, Soğuk Savaş’ın gündem maddesi olan ideolojik ve askeri meseleler yerine, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yoğunlaşmıştır. İlişkiler sadece Afrika’nın batı ile olan ekonomik ilişkililerini değil aynı zamanda Çin’in siyasi partner ülke pozisyonuyla da batıya alternatif olarak geliştirmiştir.

Ekonomik alanda Çin 1956’dan günümüze 53 Afrika ülkesine yardım sağlamıştır. Son yıllarda Tanzanya-Zambiya Demiryolu (TAZARA) gibi ekonomik ve sosyal alanlarda yaklaşık olarak 800 proje tamamlanmıştır. 1986 yılından bu yana Çin Hükümeti 42 Afrika ülkesine 600’den fazla eğitimli teknisyen gönderme gibi çeşitli yardımlarda bulunmuştur. [2]

Soğuk Savaş sonrasında Çin’in Afrika’ya olan yardımlarında da değişikliğe gidilmiştir. Bunda en büyük faktör Çin iç ekonomisinin yapılan değişiklikler etkili oldu. Shanghai Institutes For International Studies’de Küresel Yönetim Uzmanı Zhang Haibing’e göre “1990’lı dönemde, Çin’in dış yardımları büyük bir değişim yaşadı. Karşılıksız yapılan yardımlar, Çin’deki sektörleri destekleyecek şekilde ortak kazanç odaklı yardımlara dönüşmüştür.” [3] 1995 yılında bu yardımlar dönemin Dış Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Bakanı Wu Yi’nin ortaya koyduğu “büyük ekonomik ve ticari stratejisi” ile hiç bir ek koşul tanınmaksızın yapılan yardımlar kanunlaştırılmıştır.[4]

1996 yılında, Çinli liderler Jiang Zemin ve Zhu Rongji Çin-Afrika ilişkilerinin gelişimini teşvik etmek için bölgeye ziyaretlerde bulunmuşlardır.[5] 1996’da gerçekleşen bu ziyarette Jiang Zemin genel olarak 21. yüzyılda Çin-Afrika ilişkilerinin geleceğiyle ilgili samimi ve dostça ilişkiler kurulması, eşit ve karşılıklı faydanın sağlanması, birlik ve işbirliğinin kurulması, ortak kalkınmanın sağlanması gibi ilkeler üzerinden mevcut ilişkileri güçlendirip istikrarlı ilişkiler kurmayı hedeflediklerini beyan etti. Bu ilkeler aslında Çin’in diplomaside genel olarak benimsediği ilkeleri de yansıtmaktadır.[6]

 

Bundan dört yıl sonra Cumhurbaşkanı Jiang Zemin bölgeye başka bir ziyarette bulundu ve Güney Afrika ziyareti sırasında Çin’in Afrika’ya çok büyük önem atfettiğini ve ülkeler arasında mevcut olan birlik ve beraberliği geliştirmenin Çin’in bağımsız dış politikasının bir parçası olduğunu tekrar yinelenmiştir. Afrika’da barışın sağlanmasının Çin’in ve Afrikalı ülkelerin ortak özlemi olduğu ifade edilmiştir. Bu özlemi somut bir şekilde belirtmek adına Çin Halk Kurtuluş Ordusu’na bağlı bir deniz filosu 28-29 Temmuz 2000’de Tanzanya’ya samimi bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Bu ziyaret 1949’dan bu yana olan Çin-Afrika ilişkilerini uzun vadede güçlendirmiştir.[7] İlişkilerin bu denli derinleşmesi sonucu Çin Hükümeti’nin öncülüğünde 10-11 Ekim 2000 tarihinde Pekin’de birincisi düzenlenen Çin Afrika Forumu (FOCAC) karşılıklı işbirliğini teşvik etme noktasında bir çark hükmünde olmuştur. Bu forumun düzenlenmesi Çin hükümetinin yeni milenyumun başında Afrikalı ülkelerle dostluğunu pekiştirmek için büyük bir stratejik hamle olarak yorumlanabilir. Çin Afrika Forumu, ‘Güney-Güney İşbirliğini*’ de destekler bir platform olmuştur.[8] FOCAC her 3 yıl sırasıyla bir Afrika ülkesinde ve Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenmektedir. Çin 2006 yılında Afrika stratejilerini içeren ilk ‘beyaz kitap’ yayınlamış ve Afrika’nın stratejik önemine vurgu yapmıştır.[9] Aynı zamanda 2006 yılında Çin’de ‘Afrika Yılı’ ilan edilmiştir.[10] FOCAC’ın Afrikalı liderle bazında önemli dönüşleri olmuştur. Bir çok Afrikalı lider, Çin’in siyasi ve ekonomik yükselişinden kendilerine ders çıkarmakta ve yükselen Çinle ortaklıklar kurmak istemektedir. Buna örnek olarak, 2005 yılında Zimbabve’nin 25. bağımsızlık yıldönümünde Cumhurbaşkanı Robert Mugabe “Biz yüzümüzü güneşin doğduğu doğuya döndük ve arkamızı da güneşin battığı batıya.” demiştir. [11]

“Diğer Afrikalı liderler de Çin’in Afrika’daki projeleri ve kredi esnekliğinden dolayı artık Batı’ya oranla Çin’i tercih etmektedir. Angolalı bir liderin dediği gibi “Çinlilerle bir proje yapmaya karar verdiğimizde, proje öngörülen tarihte ve hesaplanan maliyetle biter’’. Bu sözler Afrikalı bir liderin Çin’e duyduğu samimiyeti ve güveni gayet açık bir şekilde açıklamaktadır. Pekin Sierra Leone Büyükelçisi Sahr Johnny’ in bir ifadesinde “Çinliler yoksulluğu tarihe gömmek için G8 den daha fazlasını yapıyor… Eğer bir ülke bir stadyum inşa etmek istiyorsa biz toplantılarla uğraşırken Çinliler gelir ve yapıp bitirir. Onlarda çevresel faktörlere, insan haklarına, kötü ya da iyi yönetime takılmak yok. Ben bunlar çok iyi şeylerdir demiyorum, demek istediğim Çinli yatırımlar başarılı oluyor çünkü onlar çıtayı çok yüksek tutmuyorlar”. Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu üst düzey bir yöneticisi görüşlerini açıkça ifade etmiştir; Şüphesiz Afrikalı ülkeler insan hakları standartları uygulamaları, ekonomik politikalarda yönlendirmeler, reformlar ya da demokratik yönetimde ısrarlardansa Çin’in koşulsuz yardımlarını tercih edecektir.”[12]

 

Güney Güney İşbirliği: Güney-Güney İşbirliğini, Küresel Güney’de gelişmekte olan ülkeler arasındaki teknik işbirliğini ifade eder. Devletlerin, uluslararası kuruluşların, sivil toplumun ve özel sektörün tarımsal kalkınma, insan hakları, kentleşme, sağlık, iklim değişikliği gibi belirli alanlarda bilgi ve becerilerini paylaşma amacıyla kullandığı bir araçtır.[13]

“Pekin’in ‘’iç işlerine karışmama’’ politikası Sudan, Zimbabve gibi bazı Afrika ülkelerine kitlesel insan hakları ihlallerinden dolayı ‘’sıkıntılı, muzip’’ rejimler olarak adlandırılmaktadır. Çünkü Çin de Batı tarafından insan hakları konusunda sık sık suçlanmaktadır. Bu noktada Çin, Afrika ülkeleriyle ortak bir zemin bularak insan haklarının göreceli olduğunu savunmaktadır. İnsan haklarının tanımını ve korunmasının uygulamasının ülkelerin kendilerinin yapmasına izin verilmesi gerektiğini savunmaktadır. Çin daha önce de yabancı ulusların başka ülkelere demokrasiyi taşıma girişimi ya da insan hakları ihlalleri noktasında herhangi bir müdahalenin mevcut ülkenin egemenlik hakkının ihlali olduğunu iddia etmiştir.”[14]

Afrika ülkeleri ile bu çerçevede ilişkilerini geliştiren Çin, bu ülkelerden başta petrol olmak üzere hammadde ve doğal kaynak almakta, ihracatçılarına pazar bulmakta ve karşılığında da yıllardır Batılı ülkeler tarafından unutulmuş olan Afrika’ya bu ülkelerin sağlayacağından çok daha uygun şartlarla yardım ve altyapı desteği sunmaktadır. Ayrıca Çin’in bu katkısı, Batılı ülkelerden farklı olarak insan hakları, demokrasi gibi şartlar öne sürülmeden, bu ülkelerin ekonomik ve siyasi meselelerine karışılmadan, iç işlerine müdahale edilmeden sağlamakta ve bu durum doğal olarak Afrikalı liderlerin oldukça işine gelmektedir. Bu sayede Çin, çok sayıda Afrika ülkenin desteğini arkasına alarak Birleşmiş Milletler ‘deki konumunu da sağlamlaştırmaktadır. Günümüzde Çin, Esvatini Krallığı hariç bütün Afrika ülkeleriyle diplomatik ilişki kurmuştur.  Çin’in Afrikalı ülkeler nezdinde Batılı ülkelerden diğer bir farkı da bu kıtada hiçbir zaman sömürgeciliğe kalkışmamış ve dolayısıyla yerel halklara travmatik deneyimler yaşatmamış olmasıdır.

 

Soğuk Savaş Sonrası Yıllarda Çin’in Afrikalı Partnerleriyle olan İthalat-İhracat Oranları


Soğuk Savaş Sonrası Yıllarda Çin’in Afrikalı Partnerleriyle olan İthalat-İhracat Oranları[15]

Çin’in büyüyen sanayisi istikrarlı bir tedarike bağlıdır. Özellikle Deng Xiaoping’in dışa açılım devrimi sonrası büyük bir büyüme hızı yakalayan Çin, enerji bağlamında dışa bağımlı hala gelmektedir. Bir zamanlar Asya’nın en büyük petrol ihracatçısı olan Çin, 1993’de en büyük petrol ithalatçı haline gelmiştir.[16] Çin’in enerji ithalatının daha da artacağı göz önüne alındığında Çin’in Çin-Afrika İlişkilerini yeni bir seviye tanışmayı istemesi muhtemeldir.

“Çin’in Afrika ülkelerinden 2045 yılına gelindiğinde ithalat oranının yüzde 45’i bulacağı tahmin edilmektedir. 2007 yılının oranlarına bakıldığında Çin’in ithal petrolünün üçte birinin Afrika’dan geldiği görülmektedir. Ortadoğu’da devam eden iç karışıklar göz önüne alındığında, Çin’in Afrika’da petrol kaynakları için kendini konumlandırdığını görülebilmektedir. Çin’in büyük ekonomisini besleme ihtiyacı Çin’i Afrika’da Sudan, Çad, Nijerya, Angola, Cezayir, Gabon, Ekvator Ginesi ve Kongo Cumhuriyeti gibi ülkelerdeki petrol kaynaklarını aramaya itmiştir. Bunun somut bir örneği olarak Çin devletine ait bir enerji şirketi CNOOC LTD’nin Afrika ülkelerinde yaptığı yoğun yatırımlar gösterilmektedir. Petrole ilave olarak Afrika, Çin için geniş bir hammadde yelpazesi sunmaktadır. Çin satın aldığı kobaltın yaklaşık %90’ını, manganezin %35’ini, tantalın %30’unu ve ahşap ürünlerinin %5’ini Afrika’dan almaktadır.” [17]

Çin’in Afrika ile olan ilişkilerinin özellikle Afrika ülkelerine olan yararı da büyük önem arz etmektedir. Başlıca yararlarından bahsetmek gerekirse, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası tarafından Afrika için sürdürülen yapısal uyum, yatırım politikalarında herhangi bir engel oluşturduğunda pek çok Afrikalı lider hiç vakit kaybetmeden Çin’in kapısını çalmaktadır. [18] Çin’in dünyaya sunduğu devlet kredileri ve kurucu üyesi olduğu ‘Asya Altyapı Yatırım Bankasının’ sunduğu krediler düşünüldüğünde Batı’nın elindeki kredi tekelini kırma isteği aşikârdır. Uluslararası bir yapıda olan bu banka, Asya’da yapılacak altyapı yatırımlarını desteklemektedir.

Özetle Çin Soğuk Savaş sonrası Afrika sahasında geçmiş tecrübelerinin katkılarıyla ileriye dönük sağlam adımlar atmaktadır. Çin büyük ekonomi olmanın getirdiği yüksek enerji ihtiyacı, ‘süper güç’ olma yolunda duyulan politik destek gibi birçok alanda Afrika ülkelerinin desteğini kazanmış gözükmektedir. Gelecekte bu desteğe duyulan ihtiyacın daha da artacağı göz önünde bulundurulursa, Afrika’nın Çin için vazgeçilmez bir yeri olduğu anlaşılmaktadır. Çin’in temel Dış Politika ilkeleri Afrika ülkeleri tarafından da tam kabul görmesi, iki taraf arasında işbirliğini kolaylaştırmaktadır.

Çin Dış Politikasını 5 Temel İlkesi:

  • Karşılıklı Toprak Bütünlüğüne ve Egemenliğine Karşı Saygı,
  • Karşılıklı Saldırmazlık
  • İçişlere Karışmamak
  • Eşit ve Karşılıklı Fayda,
  • Barış İçerisinde Birlikte Yaşama.[19]

 

 

[1]  “中非友好50年”, http://www.china.com.cn/zhuanti2005/txt/2000-10/09/content_5007106.htm

[2] “中非友好50年”, http://www.china.com.cn/zhuanti2005/txt/2000-10/09/content_5007106.htm

[3] 张海冰,“中国对非洲发展援助的阶段性特征分析”,上海商学院学报,2011, P19

[4] “中国对外援助60年变迁史”, http://www.hprc.org.cn/gsyj/wjs/gjyz/201008/t20100816_57080.html

[5] “江泽民访问非洲六国并提出全面发展中非关系五点建议”,  http://www.cctv.com/special/777/2/52363.html

[6] “共建“一带一路”构建人类命运共同体”, http://theory.people.com.cn/n1/2019/0426/c40531-31051200.html

[7] “中非友好50年”, http://www.china.com.cn/zhuanti2005/txt/2000-10/09/content_5007106.htm

[8] “FOCAC a Major Platform for Belt and Road Cooperation”, https://www.fmprc.gov.cn/mfa_eng/wjb_663304/zwjg_665342/zwbd_665378/t1586772.shtml

[9] Chien-Huei Wu, “Beyond European Conditionality and Chinese Non-Interference: Articulating the EU-China-Africa Trilateral Relations”, 2012, P5

[10] “China’s African Adventure”, https://www.nytimes.com/2006/11/19/magazine/19china.html

[11] “Mugabe turns back on west and looks east”, https://www.theguardian.com/world/2005/apr/19/zimbabwe.andrewmeldrum

[12] Ousman Murzik Kobo, “A New World Order? Africa and China”, http://origins.osu.edu/article/new-world-order-africa-and-china/page/0/1

[13] “What is ‘South-South cooperation’ and why does it matter?”, https://www.un.org/development/desa/en/news/intergovernmental-coordination/south-south-cooperation-2019.html

[14] Ousman Murzik Kobo, “A New World Order? Africa and China”, http://origins.osu.edu/article/new-world-order-africa-and-china/page/0/1

[15] “Trying to pull together”, https://www.economist.com/briefing/2011/04/20/trying-to-pull-together

 

[16] Sergei Troush “ China’s Changing Oil Strategy and its Foreign Policy Implications”, Brookings, https://www.brookings.edu/articles/chinas-changing-oil-strategy-and-its-foreign-policy-implications/

[17] Ousman Murzik Kobo, “A New World Order? Africa and China”,https://origins.osu.edu/print/2056

[18] Ousman Murzik Kobo, “A New World Order? Africa and China”,https://origins.osu.edu/print/2056

[19] “The Five Principles of Peaceful Coexistence”, Ministry of Foreign Affairs, the People’s Republic of China, https://www.fmprc.gov.cn/ mfa_eng/wjb_663304/zwjg_665342/zwbd_665 378/t1179045.shtml

BAAM Kuşak ve Yol Programı Araştırmacısı

107252027@nccu.edu.tw