TOP
h

Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi

Trump ve Kim 12 Haziran’da Görüşecek mi?

27 Nisan’da Kuzey ve Güney Kore’nin tarihi olarak adlandırılacak bir diplomatik hamleyle Panmunjom Deklarasyonu imzalamasının ardından ikili ilişkilerin ne şekilde gelişeceği merak konusu oldu.

İmzalanan mutabakat metninin önemli noktalarından birini oluşturan Çin ve ABD’nin de Deklarasyona dahil edilmesi yakın bir zamanda karşılık bulacağa benziyor. Kulislerde dolaşan bilgilere göre 12 Haziran’da ayı ortasında en Singapur’da bir Kuzey Kore ve ABD zirvesi gerçekleştirilecek. 9 Mayıs günü Birleşik Devletler savunma bakanı Mike Pompeo süpriz bir şekilde Pyongyang’da Kuzey Koreli yetkililerle görüşmesi, zirvenin gerçekleşeceğine dair beklentileri yükseltti. 12 Haziran’da yapılması planlanan zirve öncesi bir araya gelen ABD ve Kuzey Kore temsilcileri Trump ve Kim’in zirvede ele alacağı konuları görüştü. Toplantı sonrası basına net bir bilgi verilmezken toplantının olumlu bir havada geçtiği bildirildi.

Pompeo ile Kuzey Kore yöneticileri arasındaki toplantıdan kısa bir süre sonra 17 aydır ABD’nin serbest bırakılmasını istediği 3 Birleşik Devletler vatandaşının salı verilerek Pompeo ile birlikte ABD’ye dönüşü Kuzey Kore tarafından atılmış bir iyi niyet adımı olarak görüldü.

 

Uzmanlara göre İki liderin zirvede ele alacağı konu başlıkları şöyle:

  • Kuzey Kore yönetiminin nükleersizleştirilmesi
  • Kuzey Kore’nin Suriye ve İran gibi ülkelere nükleer tecrübelerini ve uzun menzilli füze teknolojisini paylaşmaması
  • Seul’deki ABD birlikleri ve üslerinin geleceği

 

İran sana söylüyorum Kore sen anla

Trump’ın İran’la imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmesi Asya ve Avrupa medyasında güçlü eleştirileri beraberinde getirdi. Trump’ın anlaşmadan çekilme kararı, ABD-Kuzey Kore görüşmeleri öncesinde Birleşik Devletlerin güvenilmez bir partner olduğuna yönelik muhalif bir kamuoyu yarattı. “Bundan sonra ABD’ye sadece bir aptal güvenir.” diyen Pusan Üniversitesinden Robert Kelly akademiden yükselen eleştirilerinin bayraktarlığını yaptı. Alman medyası da Nükleer Mutabakat’tan çekilen ABD’ye karşı eleştirilerini yükseltti. Trump’ın anlaşma masasından kalkmasının diplomatik olmadığını vurgulayan Deutsche Welle; Kuzey Kore ile yapılacak zirve öncesi ABD’nin diplomatik açıdan telafisi çok zor bir duruma düştüğünü belirtti.

Obama döneminde imzalanan “Nükleer mutabakat”ı seçim döneminde de eleştiren Trump, ABD’nin net bir kazancı olmadığını vurguladığı anlaşmadan Kore ile planlanan zirve öncesinde çekildi. Çoğu uzmanın düşündüğünün aksine Trump Kuzey Kore ile masaya daha sağlam bir şekilde oturmanın planlarını yapıyor. Özellikle Kuzey Kore-İran arasındaki balistik füze ve nükleer teknoloji/deneyim transferlerinden rahatsız olan ABD İran’a karşı uyguladığı diplomatik abluka ile Kuzey Kore’nin nükleer cephanesinden ve teknoloji transferlerinden ne kadar rahatsız olduğunu da ayan beyan belirtmiş oldu. Süreç iyi işletildiği takdirde ABD zirveden nükleersizleştirilen ve nükleer ve balistik füze teknoloji ihracatını yapan Kuzey Kore’yi ekarte edebilir.

 

ABD: “Seul’deki ABD askeri pazarlık konusu olamaz.”

Zirvede ele alınacak bir diğer önemli konu da Seul’de konuşlanmış 28.000 ABD askerinin ve üslerin geleceği. ABD yönetimi net bir biçimde üsleri kapatmak istemediğini ifade etti. Savunma Bakanı Jim Mattis “ABD askerlerinin bölgedeki varlığı stabilitenin devamlılığı açısından zaruridir. ABD askerlerinin bölgedeki varlığı bir pazarlık konusu değildir.” diyerek net bir şekilde Güney Kore’de “ABD devamlılığının” sinyalini verdi.

Trump dönemiyle birlikte ABD’nin deniz aşırı üslerinin ekonomik yükünü azaltmak isteyen ABD Seul’de konuşlu 28.500 askerin getirdiği 1.2 milyar dolarlık yükün de Seul ile daha fazla paylaştırılması gerektiğini düşünüyor. Hali hazırda Güney Kore ve ABD arasında imzalanmış olan anlaşmalara göre ABD birlik ve üslerinin giderlerinin yarısı Güney Kore tarafından karşılanıyor. Özellikle Seul ve Tokyo’nun güvenliği açısından bu birliklerin hayati önem taşıdığını ifade eden Washington’da sürecin ekonomik yük azaltma açısından nasıl işletileceği hala merak konusu.

 

*PDF İNDİR

BAAM & Bosphorus Migration Studies Araştırmacısı

dogukan.dogu@yandex.com