TOP
h

Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi

serbest ticaret

Yeni Ekonomik Strateji: Çin’in Serbest Ticaret Anlaşmaları

Çin, Deng Xiaoping döneminde dünya ekonomisine entegre olmaya başlamıştır. Bu bağlamda Çin Ekonomisi için kırılma noktası, ülkenin Dünya Ticaret Örgütü’ne 2001’deki üyeliğidir. Bu sayede, Çin kendi pazarını uluslararası piyasalara açmıştır. 1978 yılında 20,6 milyar dolar dış ticaret hacmi ile dış ticaret yapan ülkeler arasında 32. sırada yer alan olan Çin, 2001 yılında 266,1 milyar dolar ihracat, 243,6 milyar dolar ise ithalat gerçekleştirmiştir. Halihazırda, 2017 yılında Çin 2,26 trilyon dolar ihracat ve 1,84 trilyon dolar ithalat gerçekleştirmiştir. Böylece Çin yaklaşık olarak 420 milyar dolar ticaret fazlası vermiştir. Bu sayede Çin, stratejik ekonomi politikaları ve serbest ticaretten elde ettiği avantajla dünyanın en büyük ikinci ekonomisi haline gelmiştir.

 

Dünya’ya Açılan Çin

Çin’in ekonomik alanda yaptığı reformlar ve ekonomik anlamda dışa açılması, batılı fikir otoritelerince hem olumlu, hem de riskli bir durum olarak tanımlanıyordu. Ancak bu durum daha sonrasında Çin için belirgin bir ekonomik kalkınma fırsatı yaratmıştır. 1990’dan beri büyük bir ivme ile büyüyen Çin ekonomisi, bu gelişimi işçi gücüne, maliyet avantajlarına ve uygulanan ekonomi politikalarına borçludur.

2018 yılına gelindiğinde Çin ekonomisinin ekonomik büyümede yakaladığı ivmede bir yavaşlama söz konusu olmuştur. Bu kapsamda, Çin %6,6 oranında bir büyüme oranı yakalamıştır.  Bu son 20 yılın en düşük oranıdır.

Bu düşüşte kuşkusuz ABD’nin takip ettiği ekonomi politikaları önemli rol oynamıştır. ABD başlatılan Ticaret Savaşı, yalnızca Çin’i değil Dünya Ticaret Örgütü başta olmak üzere karşılıklı ticaret serbestisini savunan tüm ülkeleri olumsuz anlamda etkilemektedir.

 

Çin ve Serbest Ticaret Anlaşmaları

Pekin yönetimi yürütülen ekonomi politikaları çerçevesinde serbest ticaret anlaşmalarının önemine dikkat çekmektedir. Çin’in üretimden kaynaklanan avantajlarıyla ticaret fazlası veriyor olması, yapılacak ticaret anlaşmalarında Çin’i potansiyel olarak avantajlı konuma getirmektedir. Çin halihazırda 24 serbest ticaret anlaşması üzerinde yoğunlaşmış olup bunlardan 16’sı imzalanmış ve uygulanmaktadır. Çin, bu stratejik adımları doğrultusunda, başta Asya-Pasifik ülkeleri olmak üzere, farklı kıtalardan ülkeler ile ticaret hacmini büyütmek adına önemli adımlar atmaktadır. Bu bağlamda, Asya-Pasifik ülkelerinde belirgin bir ekonomik nüfuz alanına sahip olmak istemektedir. Çin, Asya kıtası dışındaki angajmanları kapsamında, halihazırda Güney Amerika ve Balkan ülkerinde siyasi ve ekonomik gücünü artıracak adımlar atmaktadır. Bu açıdan, Xi Jinping tarafından uygulamaya geçirilen “Kuşak ve Yol” girişimine ilave olarak bu ülkelere de yatırım yapmaktadır.

 

Xi Jinping Dönemi

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, özellikle 2014’den beri küresel toparlanmanın yavaşlığına vurgu yapmakta, Asya Pasifik bölgesi liderlerine kalkınma planlarını aynı çizgiye getirmeleri ve Pekin tarafından önerilen doğrultuda bir ticaret anlaşması geliştirmeleri çağrısında bulunmaktadır.

Xi, Asya Pasifik Serbest Ticaret Bölgesi anlaşmasının bölgenin ekonomik entegrasyonu anlamında önemli bir adım olacağını vurgulamaktadır. Çin Asya-Pasifik’te nüfuz elde etmek isterken ABD ise bu bölgede kapsamlı bir Pasifik Ortaklığı Anlaşması’na sahiptir.

İlave olarak, İngiltere Başbakanı Teresa May Ocak 2018’de Çin’e yaptığı resmi ziyaretin ardından İngiliz şirketlerinin Çin pazarına açılabilmeleri için Çin ile serbest ticaret anlaşması imzalamak istediklerini beyan etmiştir. Öte yandan, Çin bu isteğe olumlu yaklaşarak, Brexit sürecinin ardından İngiltere ile Çin arasında serbest ticaret anlaşmasının yapılabileceğini resmi kanallar yoluyla aktarmıştır.

 

Ticaret Savaşları

Açıkça görülmektedir ki, ABD ticaret kozunu Çin’e karşı kullanmaktadır. Ticaret Savaşlarının gündeme gelmesiyle bölgesel bütünleşmeye ivme kazandıran serbest ticaret anlaşmaları girişimleri sekteye uğramıştır. Küresel ekonomi açısından açmaz yaratan bu durum için görüşmeler devam etmektedir. Buna karşın ne tür bir sonuca varılacağını kestirmek fazlasıyla güç görünmektedir.

Çin’in 2018 büyüme rakamı, ABD’nin belli oranda başarıya ulaştığını göstermektedir. Ancak, konu oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. ABD’nin Çin ile ticaretinde yalnızca 2017’de 275 milyar dolar açık vermesi bile ABD’nin önümüzdeki dönemde Çin’in küresel ekonomideki güçlü pozisyonuna yönelik girişimlerini sürdürmesini güçlü bir olasılık haline getirmektedir.

 

*PDF

BAAM'ın İstanbul’da da bir şubesi bulunmaktadır. Asya eko-politiği alanında çalışmalar yapan grubun haftalık toplantılarında yürüttüğü tartışmaların ve araştırmaların bulguları BAAM İstanbul Grubu Tartışma Yazıları Serisi başlığıyla yayımlanmaktadır.

ercetinpinar@yandex.com