TOP
h

Boğaziçi Asya Araştırmaları Merkezi

AB ve Japonya

Yükselen Çin Karşısında Ortak Endişeler: AB ve Japonya

İtalya merkezli Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (Istituto Affari Internazionali) tarafından Şubat 2018’de yayımlanan “Europe, Japan, and a Rising China: Policies and Prospects” (Avrupa, Japonya ve Yükselen Çin: Politikalar ve Öngörüler) başlıklı yorum yazısı, Asya-Pasifik’te Avrupa Birliği (AB) ile Japonya’nın yükselen Çin Halk Cumhuriyeti karşısında benzer risk algısına ve stratejik çıkarlara sahip olduğuna dair değerlendirmeler içermektedir. Napoli Üniversitesi Japonya ve Doğu Asya Tarihi Kürsüsü akademisyenlerinden Noemi Lanna’nın kaleme aldığı çalışmada, ekonomik ve askeri açıdan yükselen Çin’in, bu ülkeyle güçlü bağları bulunan AB ve Japonya açısından risk oluşturduğu; bu durumun karşısında mevcut ekonomik ilişkilerin ve bölgesel istikrarın korunması amaçlarının bu iki ülke tarafından da paylaşıldığı aktarılmaktadır. Bu brifingde, adı geçen yazıda önemli görülen değerlendirmeler tematik başlıklar üzerinden özet halinde sunulmuştur.

Yükselen Çin

1970’lerde gündeme gelen dışa açılma ve reform politikaları sonrası Çin’in uluslararası nüfuzu derinleştirmeye başlamıştır. Yüksek büyüme rakamlarıyla günümüzde en büyük ikinci ekonomi haline gelen Çin, savunma kapasitesini de geliştirme yoluna gitmiş, 2007-2016 yılları arasında askerî harcamalarını %118 artırmıştır.

Çin’in ekonomik ve askerî büyümesi beraberinde dış politikada daha etkin ve proaktif bir tutumu getirmiştir. Kuşak ve Yol gibi girişimlerle uluslararası politik sistemde etkinliğini artıran Pekin Yönetimi bu şekilde, yalnızca Asya’da değil Afrika, Ortadoğu ve Latin Amerika’da nüfuz imkanına kavuşmuştur. Söz konusu durum bölgesel ve küresel aktörler açısından “Çin’le karşılaşma olgusunu beraberinde getirmiştir.

AB-Çin Karşılaşması

Çin, ABD’den sonra AB’nin en büyük ikinci ticarî ortağıdır. Çin tarafında ise AB, bu ülkenin en büyük birinci ticarî ortağıdır.  Çin, ticaretinin %15’ini AB üyesi ülkelerle gerçekleştirmektedir. Güçlü ekonomik ilişkiler gözönüne alındığında AB’nin Asya-Pasifik stratejisi, ticaretin aksamaması adına bölgede barış ve istikrar ortamının korunması yönündedir. Bu, AB açısından, insan hakları gibi temel Avrupa değerlerinin korunması yanında ekonomi ve dış politikada pragmatik yaklaşımları da beraberinde getirmektedir.

Japonya-Çin Karşılaşması

Coğrafî yakınlığa ek olarak, Japonya’nın Çin’le sahip olduğu ve tarihsel ve kültürel bağlar, Çin’in yükselişi karşısında Japonya’nın “stratejik endişeleri”ni karmaşık hale getirmektedir. Tokyo yönetiminin Çin politikası, resmî raporlara yansıdığı üzere “stratejik çıkarlara dayalı karşılıklı fayda sağlayan ilişkiler”in inşası yönündedir.

Ekonomik ilişkilere bakıldığında Japonya da AB ile benzer bir duruma sahiptir. Öyle ki, Japonya’nın ihracatında Çin en büyük ikinci, ithalatında ise birinci ortaktır. Çin’in ihracatında ise Japonya en büyük üçüncü, ithalatında dördüncü ortaktır.  Bununla birlikte, Çin’in Doğu ve Güney Çin Denizleri’nde artan askerî etkinliği, Tokyo’nun başlıca stratejik endişe kaynakları arasındadır. Japonya’nın ABD’yle süregelen yakın ilişkileri de Japonya-Çin ilişkilerini doğrudan etkileyen bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Mevcut Başbakan Şinzo Abe’ye nispetle Abenomics adını alan ve istikrarın korunması üzerinden Japon ekonomik çıkarlarının geliştirilmesini öngören dış politika vizyonu açısından Çin’in yükselişi bir tehdit olarak görülmektedir. Abe tarafından 2016 yılında duyurulan “Serbest ve Açık Asya-Pasifik” (SAAP) girişimi ile Tokyo bölgede altyapı geliştirme, ticaret ve yatırımlar üzerinden nüfuzunu artırmayı planlamaktadır. Çin’in Kuşak & Yol Girişimi’yle birçok açıdan benzerlik gösteren SAAP’ta “bölgesel istikrarın korunması” en büyük öncelik olarak görülmektedir.

Ortak Tehdit Algılaması

Tüm bu değerlendirmeler göz önüne alındığında, Çin’in uluslararası bir aktör olarak yükselişi “uluslararası liberal düzen”inin aktörlerinden AB ve Japonya açısından benzer riskleri beraberinde getirmektedir. İki ülke açısından Çin’le kurulan güçlü ticarî ilişkiler, geliştirilecek politikaları doğrudan etkileyecektir. Aynı şekilde iki ülkenin de ABD ile stratejik ortaklıklar Çin politikalarının önemli birer parçasıdır. Hem AB hem de Japonya, Çin’in askerî etkinliğinin artması ile bölgede barış ve istikrar ortamının bozulmasından endişe etmekte, böyle bir durumun stratejik çıkarlarını zedeleyeceğini değerlendirmektedir.

 

*PDF İNDİR

BAAM Direktörü

besermehmetenes@gmail.com